<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title></title>
	<atom:link href="http://www.apexvet.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.apexvet.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 28 Dec 2011 13:54:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Muhabbet kuşlarında tedavi ve operasyon</title>
		<link>http://www.apexvet.com/muhabbet-kuslarinda-tedavi-ve-operasyon/</link>
		<comments>http://www.apexvet.com/muhabbet-kuslarinda-tedavi-ve-operasyon/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Oct 2011 14:46:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Derya KILIÇOĞLU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kuş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.apexvet.com/?p=260</guid>
		<description><![CDATA[    Oğlumuz Boncuk 2006 doğumlu öpücük atmayı alışkanlık haline getirmiş dünyalar tatlısı bir muhabbet kuşu. Kliniğimize ilk gaga uzaması şikayetiyle geldiğinde sorunun uyuz kaynaklı olduğunu tespit ettik, tedaviye başladık. Düzenli gaga kesimleri ve kombine tedaviler sonucu uyuz problemimizi atlattığımız dönemde akciğerlerdinde enfeksiyon ve ishal problemi yaşadık..Bu sorunları aştıktan birkaç ay sonra  boncuk uçamama ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.apexvet.com/wp-content/uploads/2011/10/14.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-283" title="muhabbet kuşu tedavi ve operasyon" src="http://www.apexvet.com/wp-content/uploads/2011/10/14-300x225.jpg" alt="boncuk" width="300" height="225" /></a></p>
<p><a href="http://www.apexvet.com/wp-content/uploads/2011/10/21.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-284" title="2" src="http://www.apexvet.com/wp-content/uploads/2011/10/21-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p><a href="http://www.apexvet.com/wp-content/uploads/2011/10/31.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-285" title="3" src="http://www.apexvet.com/wp-content/uploads/2011/10/31-300x280.jpg" alt="" width="300" height="280" /></a></p>
<p><a href="http://www.apexvet.com/wp-content/uploads/2011/10/Photo-01911.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-282" title="Photo-0191" src="http://www.apexvet.com/wp-content/uploads/2011/10/Photo-01911-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-287" title="5" src="http://www.apexvet.com/wp-content/uploads/2011/10/51.jpg" alt="" width="305" height="278" /></p>
<p><a href="http://www.apexvet.com/wp-content/uploads/2011/10/BNCK9.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-278" title="BNCK9" src="http://www.apexvet.com/wp-content/uploads/2011/10/BNCK9-290x300.jpg" alt="" width="290" height="300" /></a></p>
<p><a href="http://www.apexvet.com/wp-content/uploads/2011/10/9.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-270" title="9" src="http://www.apexvet.com/wp-content/uploads/2011/10/9-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p> <a href="http://www.apexvet.com/wp-content/uploads/2011/10/11.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-272" title="11" src="http://www.apexvet.com/wp-content/uploads/2011/10/11-300x226.jpg" alt="" width="300" height="226" /></a></p>
<p> <a href="http://www.apexvet.com/wp-content/uploads/2011/10/7.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-268" title="7" src="http://www.apexvet.com/wp-content/uploads/2011/10/7-300x273.jpg" alt="" width="300" height="273" /></a></p>
<p>Oğlumuz Boncuk 2006 doğumlu öpücük atmayı alışkanlık haline getirmiş dünyalar tatlısı bir muhabbet kuşu.</p>
<p>Kliniğimize ilk gaga uzaması şikayetiyle geldiğinde sorunun uyuz kaynaklı olduğunu tespit ettik, tedaviye başladık.</p>
<p>Düzenli gaga kesimleri ve kombine tedaviler sonucu uyuz problemimizi atlattığımız dönemde akciğerlerdinde enfeksiyon ve ishal problemi yaşadık..Bu sorunları aştıktan birkaç ay sonra  boncuk uçamama ve şişmanlama şikayetiyle tekrar kliniğimize geldi. Daha çok genç olmasına rağmen şeker hastalığı  ve  sonraki dönemde karın bölgesi ve çevresinde lipom oluşumumları gözlendi. Boncuk bizim kontrolümüzde bir süre diet yemler ve özel ilaç enjeksiyonlarıyla  idare etti ama daha sonraki dönemlerde şeker hastalığının üzerine, lipomların iç organlara yaptığı basınç sonucu dolaşım problemi yaşamaya başladı, her iki ayağında  yaralar oluşmaya başladı. Merhemlerle , özel kürlerle ayakları tam olarak iyileşti fakat kısa bir süre sonra ayaklardaki lezyon çok daha ciddi bir şekilde nüks etti.Bu dönemde Boncuk’un keyfi iyice kaçtı, bıcır bıcır konuşan oğlumuz konuşmaz oldu. Biz tekrar tedaviye başladık ancak tedaviye başladığımız gün Boncuk ayağındaki yaraları gagasıyla kaşıyım derken  her iki ayağına çok ciddi zarar vermişti. Tedaviye başladığımız günün akşamı Boncuk’un her iki ayağını ampute etmek(kesmek) zorunda kaldık. Amputasyon yapalı yaklaşık bir ay oldu Boncuk şuanda çok daha iyi. Kafesinde  pamuklar içinde bakılıyor. Ayakları olmamasına rağmen bu haliyle kafesin tellerine tırmanmaya yemini gördüğünde uçmaya çalışıyor . Tabiî ki burada bizim yaptığımız tedavilerin, cerrahi girişimlerin dışında ,hasta sahibinin bizimle sürekli irtibat halinde olması ve söylediklerimizi birebir uygulaması tedavimizin başarılı olmasını sağlamıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.apexvet.com/muhabbet-kuslarinda-tedavi-ve-operasyon/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KEDİ VE KÖPEKLERDE KUSMA</title>
		<link>http://www.apexvet.com/kedi-ve-kopeklerde-kusma/</link>
		<comments>http://www.apexvet.com/kedi-ve-kopeklerde-kusma/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 15:10:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Derya KILIÇOĞLU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamster]]></category>
		<category><![CDATA[Kedi]]></category>
		<category><![CDATA[Köpek]]></category>
		<category><![CDATA[Kuş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.apexvet.com/?p=254</guid>
		<description><![CDATA[   Kusma birçok hastalığın önemli Bir semptomudur. Merkez itibariyle kusma santral ve periferik kusma olarak 2’ye ayrılır. Santral Kusma: Medulla oblongatadaki (Beynin omuriliğe bitişik olan son kısmı) kusma merkezinin uyarımına bağlı olarak gelişir. Ayrıca trigger zone(tetikleme bölgesinin) kimyasallarla uyarımı   sonucunda da kusma merkezi uyarılırak kusma meydana gelir. Bazı antiemetikler(kusma önleyiciler) Trigger zone aracılığıyla kusmayı engellerler. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p> Kusma birçok hastalığın önemli Bir semptomudur. Merkez itibariyle kusma santral ve periferik kusma olarak 2’ye ayrılır.</p>
<p><strong>Santral Kusma:</strong> Medulla oblongatadaki (Beynin omuriliğe bitişik olan son kısmı) kusma merkezinin uyarımına bağlı olarak gelişir. Ayrıca trigger zone(tetikleme bölgesinin) kimyasallarla uyarımı   sonucunda da kusma merkezi uyarılırak kusma meydana gelir. Bazı antiemetikler(kusma önleyiciler)</p>
<p>Trigger zone aracılığıyla kusmayı engellerler.</p>
<p>Bazı ilaçların yan etkisi olan kusma da tetikleme bölgesinin uyarımıyla şekillenir.</p>
<p>Tetikleme bölgesi uyarıldığında mide üst sfinkteri gevşer ve mide düz kasında şiddetli kasılmalar sonucu <a title="kusma" href="http://www.uludagsozluk.com/k/kusma/">kusma</a> gerçekleşir.</p>
<p>Üre hem kusma merkezini hem de trigger zone’u uyararak kusmaya neden olur.</p>
<p> <strong>Periferal Kusma:</strong> gastral(mideye ait) ve intestinal(bağırsaklara ait) reseptörlerin uyarımına bağlı olarak gelişen kusmadır.Bu reseptörler medulla spinalisteki refleks merkezini stimüle ederler.Aşırı yem alımı, hepatitis, tonsilitis, faringitis,peritonitis, özofagitis,gastritis, enteritis, uterus ve üriner sistem hastalıkları , yabancı cisimler, gıda alerjileri(bazı tahıllar,süt,yumurta, balık vb) ve parazitler periferal kusmaya neden olabilr.</p>
<p>Ayrıca özellikle kedilerde , stres nedeniyle salivasyon artışı(aşırı tükürük salgılama) ,abdominal kasların(karın kaslarının) aşırı kasılması ve kusma şekillenebilmektedir.</p>
<p>Kusma iki haftadan az süredir devam ediyorsa <strong>akut</strong> kusma olarak nitelendirilir.</p>
<p>Bu tip durumlarda</p>
<p>Farklı bir şey yedi mi,yakın tarihte gıda değişimi oldu mu, gıda miktarında değişiklik yapıldımı, herhangi bir ilaç-kimyasal madde uygulandı mı,yaşam şekli yahut aşı uygulaması gibi herhangi bir etkene maruz kaldı mı, kusmaya eşlik eden başka bir semptom varmı gibi sorulara verilecek yanıt tedavi açısından çok önemlidir.</p>
<p>Kusma iki haftadan uzun süredir devam ediyorsa<strong> kronik </strong>kusma olarak nitelendirilir .</p>
<p>Kusmalar aralıklı mı devam ediyor, kusma sıklığı ne kadardır,eşlik eden ateş, iştahsızlık, kilo kaybı gibi belirtiler var mı</p>
<p>Hasta bitkin, halsiz mi, kusma sıklığı giderek artıyor mu,  kusma inatçı mı, çevresel kontaminasyon ve bulaşıcı hastalık olasılıkları gibi sorulara yanıt aranmalıdır.</p>
<p>Kusma içeriğinin görüntüsü  nedene ilişkin pek çok ipucu verir</p>
<p>Parazit ; kusmukta olan parazitler direkt kusma nedeni olabilir</p>
<p>Mukus, kusmuk içeriğindeki mukus mide ve bağırsaklardaki irritasyonu belirtir</p>
<p>Safra; kusmuğun köpüklü sarı yada yeşil olması safranın duedonuma salındığını ancak gastroduodenal reflü olduğunu gösterir.</p>
<p>Taze kan; kusmuk içeriğinde taze kan özofagus yada mide girişinde yeni bir kanamanın olduğunu gösterir</p>
<p>Sindirilmiş kan; kahve tanesi görünümündedir. Midede ya da ince bağırsaklarda bir süredir kanamanın olduğunu gösterir.</p>
<p> Kusma içeriğinin dışkı gibi kokması; intestinal obstrüksiyon(bağırsak tıkanması) ,ileus(barsaklardaki geçişin engellenmesi)’un eşlik ettiği peritonitis(karın zarı iltihabı) gibi nedenlerle şekillenir.</p>
<p>Gıda alımı ile kusma arasındaki zaman bize önemli ipuçları verir.</p>
<p>Örneğin kusma yemekten 12 saat sonra gerçekleşiyorsa midenin boşalması geçikiyor demektir.</p>
<p>  Kusmaya çalışma ancak kusamama ; köpeklerde gastrik dilatasyon-volvulus sendromu (GDVS) kedilerde de mideyi hemen hemen takayacak büyüklükte tüy yumaklarının oluşumu</p>
<p>  Fışkırır tarzda kusma; gastrik çıkış tıkanıklarını akla getirir.  </p>
<p>Kusan hastalarda doğru zamanda tedaviye başlamak,çok önemlidir.Çünkü kusma ile vücut ciddi anlamda su kaybeder bunun dışında elektrolit dengsi de bozulur. Bu nedenle  zaman kaybetmeden veteriner hekiminize başvurmanızı öneririz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.apexvet.com/kedi-ve-kopeklerde-kusma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TÜY BAKIMI VE FIRÇALAMA</title>
		<link>http://www.apexvet.com/tuy-bakimi-ve-fircalama/</link>
		<comments>http://www.apexvet.com/tuy-bakimi-ve-fircalama/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jul 2011 16:02:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Derya KILIÇOĞLU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kedi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.apexvet.com/?p=139</guid>
		<description><![CDATA[Tüy Bakımı ve Fırçalama&#160; Fırçalama Kedi temizliği, gerek banyo gerek fırçalama olsun, sonuç olarak her kediyi mutlu eder. Özellikle fırçalama, kedilerin rahatlatan bir zaman dilimi geçirmelerini sağlar. Bir kediyi mutlu etmenin en kısa yolu onunla ilgilenmekten geçer. Kedi temizliği de onunla ilgilendiğinizi hissettirecektir. Kedi ne kadar özenli bakılıyorsa, kendisini o kadar iyi hissediyor demektir. Kabulettiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4>Tüy Bakımı ve Fırçalama&nbsp;</p>
<p>Fırçalama</p>
<p>Kedi  temizliği, gerek banyo gerek fırçalama olsun, sonuç olarak her kediyi  mutlu eder. Özellikle fırçalama, kedilerin rahatlatan bir zaman dilimi  geçirmelerini sağlar. Bir kediyi mutlu etmenin en kısa yolu onunla  ilgilenmekten geçer. Kedi temizliği de onunla ilgilendiğinizi  hissettirecektir. Kedi ne kadar özenli  bakılıyorsa, kendisini o kadar iyi hissediyor demektir. Kabulettiği her  hareketiniz, en iyi teşekkür dilekleriyle size geri dönecektir. Bırakın  şımarsın. Ona harcayacağınız her an, kendi ruhsal sağlığınız için de  kazanılmış demektir.</p>
<p><a href="http://www.apexvet.com/wp-content/uploads/2011/06/black-and-white-persian-shutterstock_47480404.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-44" title="black and white persian shutterstock_47480404" src="http://www.apexvet.com/wp-content/uploads/2011/06/black-and-white-persian-shutterstock_47480404-300x297.jpg" alt="" width="300" height="297" /></a>Fırçalama Yöntemleri</p>
<p>Kısa Tüylü Kediler<br />
Amerikan  kısatüylü, Amerikan teltüylü, İngiliz kısatüylü, Cornish rex, Singapur,  Oryantal, Tonkinese, Kahverengi Havana, Korat, Ocicat, Siyam, Mavi  Rusya, Chartreux, Pixie-Bob, Scottish Fold, Snow-shoe, devon Rex, Manx,  Munchkin, Japon Bobtail. Bengal,</p>
<p>Fırçalama sıklığı: Haftada bir defa. Kullanılacak malzeme: Küçük dişli fırça, kauçuk fırça, kadife parça bez.</p>
<p>Fırçalama  tekniği: Kauçuk fırça ile önce kedinin cildine masaj yapılır. Bu masaj  kedinin gevşemesine yardımcı olacaktır. Masajı yuvarlak çemberler  çizerek devam ettirebilirsiniz. Bunun için de fırçanın kenarını  kullanmalısınız. Aynı şekilde devam ederek kedinin kafatasına kadar  çıkın. Deriye okşama şeklinde darbelerde bulunun. Dokunuşlar nazik  olmalı. Kedinin kafasına yapılan dokunuşların ardından, kuyruğuna doğru  uzanın. Masajdan sonra diğer tarağa geçin.<br />
Kısa dişli fırçayla önden  arkaya doğru bir fırçalama tekniği kullanın. Kedinin kulak arkasındaki  tüylerden başlayın, kuyruğuna kadar uzanın. Ardından kadife kumaşa  geçin. Bu durumda tüylerin yine önden arkaya doğru silercesine  yatırılmasını sağlayın. Bu işlem tüylerin parlamasını sağlayacaktır.</p>
<p>Orta ve Uzun Tüylü Kediler<br />
Amerikan  Bobtail, Amerikan Kıvırcık, Balinese, Birman, Egzotik, Himalayan,  Javanese, LaPerm, Maine Coon, Uzuntüylü Manx, Uzuntüylü Munchkin, Norveç  orman kedisi, Türk Van kedisi, Ragdoll, İran kedisi, Raga Muffin,  Selkirk Rex, Sibirya, Somali, Türk Angora.</p>
<p>Fırçalama sıklığı: Orta ve zayıf tüylüler için, haftada iki defa. Uzun ve kalın tüylüler için haftada üç defa.</p>
<p>Kullanılacak  malzeme: Kısa dişli bir fırça, paslanmaz çelikten tarak, yumuşak bir  fırça. Fırçalama tekniği: İlk olarak kısa dişli fırçayı tüylerin ters  istikametinde kullanacağımızı belirtelim. Kuyruk sokumundan itibaren  fırçayı kullanarak, kat kat tabaka halinde tüylerin kalkmasını sağlayın.  Kedinin kafasına kadar bu şekilde ilerleyin. Bu işlemi kedinin tam  vücudunda tekrarlayın. Yanaklarına da küçük bir dokunuşta  bulunabilirsiniz. Ardından paslanmaz çelik tarağı elinize alın. Tüylerin  iyice içine soktuğunuz tarağı kedinin cildi üzerinde paralel çizgiler  şeklinde hareket ettirmeye başlayın. Tarakla tüyleri yukarı doğru çekin.  Bu işlem test işlemidir. Eğer kedinin tüyleri arap saçına dönmüş bir  şekilde karışır ya da bir yana yığılırsa parmaklarınızla onları nazikçe  ayırabilirsiniz. Son işlem olarak, kedinin tüylerini parlatmak amacıyla  yumuşak fırçaya geçiş yapın. Bu nazik fırça ile tüyleri hafif şekilde  yerine yerleştirin. Bir bez kullanır gibi kullanacağınız yumuşak fırça  ile tüm vücudun üzerinden geçin.</p>
<p>Tüysüz Cinsler: Sphynx<br />
Fırçalama sıklığı: Haftada bir defa. Kullanılacak malzeme: Küçük kauçuk fırça, yağ kurutucu şampuan, yumuşak ıslak bez.</p>
<p>Fırçalama  tekniği: Sphynx&#8217;ler tüysüz kedilerdir. Ama onların da fırçalanmaya  ihtiyaçları vardır. Küçük kauçuk fırça ile yapılması gereken, yumuşak  darbeli masajlardır. Bu tarz fırçalarla yapılan masajlar kedileri  olumsuz titreşimlerden koruyacak ve aktif haldeki foliküllerden  kurtulmasını sağlayacaktır. Sphynx&#8217;ler fırçalanma ihtiyacı duymazlar ama  özellikle banyoda fırçalanma masaj açısından çok önemlidir. Tüysüz  kedilerde genel bir problem de cilt üzerinde biriken kirlerdir. Kat kat  olan deri arasına giren bu kirlerin temizliği özen gerektirir. Yağ  kurutucu şampuan kullanabilirsiniz. Çalkalayın ve kurutun. Kurutma  işlemini bir havlu ile nazikçe yapmalısınız. En sonunda da parlatma  işlemi için bebek bezi ile vücudunu silin.</h4>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.apexvet.com/tuy-bakimi-ve-fircalama/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bakteriyel Deri problemleri ( Bakteriyel Dermatozlar )</title>
		<link>http://www.apexvet.com/bakteriyel-deri-problemleri-bakteriyel-dermatozlar/</link>
		<comments>http://www.apexvet.com/bakteriyel-deri-problemleri-bakteriyel-dermatozlar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jul 2011 15:04:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Derya KILIÇOĞLU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kedi]]></category>
		<category><![CDATA[Köpek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.apexvet.com/?p=190</guid>
		<description><![CDATA[Bakteriyel Deri problemleri ( Bakteriyel Dermatozlar ) Piyoderma yada bakteriyal dermatozlarla köpeklerde sık sık karşı karşıya kalırız. Bu tip enfeksiyonlara neden olan primer etken Staphylococcus intermedius&#8217;tur.  staphylococcus mukozaların özellikle de nasal , genital ve anal mukozaların doğal konakçısı olarak düşünülür ve derinin okşanması,tüylerin taranması veya diğer maniplasyonlar sırasında çevreye yayılır. &#160; Bakteriyel deri hastalıkları kedilerde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4><img title="piyoderma,köpeklerde kedilerde bakteriyel deri enfeksiyonu" src="http://www.virbac-dermatologicals.com/handbook/img/monographies/img_cushing/cush_07.jpg" alt="" width="247" height="188" /> <img title="kedi tüy dökümü ve deri hastalıkları" src="http://i56.tinypic.com/y1o95.jpg" alt="" width="222" height="188" /> <img title="uyuz , mantar,kedi köpek neden tüy döker" src="http://www.dermatologyforanimals.com/images/hypot4pyoderma.jpg" alt="" width="248" height="187" /><br />
Bakteriyel Deri problemleri ( Bakteriyel Dermatozlar )</h4>
<p>Piyoderma yada bakteriyal dermatozlarla köpeklerde sık sık karşı  karşıya kalırız. Bu tip enfeksiyonlara neden olan primer etken  Staphylococcus intermedius&#8217;tur.  staphylococcus mukozaların özellikle de  nasal , genital ve anal mukozaların doğal konakçısı olarak düşünülür ve  derinin okşanması,tüylerin taranması veya diğer maniplasyonlar  sırasında çevreye yayılır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bakteriyel deri hastalıkları kedilerde daha nadir görülür. Kedilerde  görülen bakteriyel formlar genelde ısırık ve tırmalama sonucu gelişen  subcutan (deri altı) apseler en yaygın formudur. Kedilerin superfacial  (yüzeysel) ve deep (derin) deri enfeksiyonları çoğu zaman metabolik veya  immunolojik hastalık sonucu gelişir. Derin piyodermalarda pek çok  farklı aerobik ve anaerobik bakteriler üreyebilmektedir.</p>
<p>Piyodermanın nedenleri</p>
<p>Allerji: atopi ,pire ve gıda alerjileri vb</p>
<p>Ektoparazitler</p>
<p>Otitis externa (Dış kulak Yangısı)</p>
<p>Psikojenik Özellikle pati, kuyruk ve karın bölgesinde</p>
<p>Travma , ısırıklar, enjeksiyon reaksiyonları</p>
<p>Hiper yada hipotiroidizme bağlı sekonder olarak gelişen reaksiyonlar</p>
<p>İç hastalıkları: ürolitiazis yabancı cisimler vb</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tedavi:</p>
<p>Tedavi de veteriner hekim muayenesi ve konulan doğru teşhis çok  önemlidir. Tedavi sürecinde bölgenin ventilasyonu (hava alması) için  ,bölgenin kılları tıraş edilmelidir.</p>
<p>Olası nedenlergöz önünde tutulup ortadan kladırılmalıdır.</p>
<p>Yakalık veye bandaj uygulayarak kaşıma önlenmelidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tedavide veteriner hekimin önerdiği şampuanlar, topikal merhemler ve  terapotik ilaçlar düzenli kullanılmalı , tedavi süreci içinde rutin  kontroller mutlaka yapılmalıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<h6><strong><br />
</strong></h6>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.apexvet.com/bakteriyel-deri-problemleri-bakteriyel-dermatozlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kedilerde Beslenme Ile Idrar Yolu Taşları Arasındaki Ilişki</title>
		<link>http://www.apexvet.com/kedilerde-beslenme-ile-idrar-yolu-taslari-arasindaki-iliski/</link>
		<comments>http://www.apexvet.com/kedilerde-beslenme-ile-idrar-yolu-taslari-arasindaki-iliski/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Jul 2011 13:24:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Derya KILIÇOĞLU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kedi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.apexvet.com/?p=175</guid>
		<description><![CDATA[Kedilerde Beslenme Ile Idrar Yolu Taşları Arasındaki Ilişki &#160; Kedilerde en sık görülen idrar yolu taşları struvite cinsi taşlar ve kalsiyum oksalat cinsi taşlardır. Tıpkı insanlarda olduğu gibi bazı kediler böbrek taşı oluşumuna daha yatkındırlar. Bu kedilerde beslenme biçimi, taşların oluşumuna elverişli ya da önleyici ortam yaratması açısından kritik önem taşır. Beslenmeyle alınan minerallerin idrarda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kedilerde Beslenme Ile Idrar Yolu Taşları Arasındaki Ilişki</strong><a href="http://www.apexvet.com/wp-content/uploads/2011/06/kitten.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-68" title="cute tabby kitten" src="http://www.apexvet.com/wp-content/uploads/2011/06/kitten-300x220.jpg" alt="" width="300" height="220" /></a></p>
<h4>&nbsp;</p>
<p>Kedilerde  en sık görülen idrar yolu taşları struvite cinsi taşlar ve kalsiyum  oksalat cinsi taşlardır. Tıpkı insanlarda olduğu gibi bazı kediler  böbrek taşı oluşumuna daha yatkındırlar. Bu kedilerde beslenme biçimi,  taşların oluşumuna elverişli ya da önleyici ortam yaratması açısından  kritik önem taşır. Beslenmeyle alınan minerallerin idrarda kristallere  ve taşlara dönüşmesini önlemek için öncelikle dengeli bir beslenme,  idrar yoğunluğu, idrarın ph derecesi ve yeterli temiz su tüketimi son derece  önemlidir.</p>
<p>Genel olarak struvite cinsi taşların önlenmesinde  idrarın hafifçe asidik olması, yani idrar ph&#8217;ının 6,5 veya daha  az olması gerekir. Zira struvite kristalleri ph&lt;6,5 ortamda  oluşamazlar, oluşan taşlar da da erir. (Bu nedenle struvite tedavisinde idrarı  asitleştirici maddeler ya da bu maddeleri içeren prescription mamalar  kullanılır.) Struvite kristallerinin oluşabilmesi ve birleşerek taşa  dönüşebilmesi için;</p>
<p>* idrarda bu kristalleri oluşturan minerallerin belli oranda bulunması (ki bunlar beslenmeyle alınan minerallerdir),</p>
<p>* idrar ph&#8217;ın 6,5tan düşük,  max 6.5 civarında olması,</p>
<p>* bu minerallerin idrarda belli yoğunlukta-konsantrasyonda bulunması ve</p>
<p>* idrar kesesinde belli bir süre kalmaları gerekir.</p>
<p>Öte  yandan kalsiyum oksalat taşlarının idrarın aşırı asit olduğu ortamda,  yani idrar ph***8217;ının 6,0 &#8211; 6,4 arası olduğu durumlarda oluştuğu  düşünülmektedir. Kalsiyum oksalat kristalleri ya da taşları eğer idrarla  atılamıyorlarsa ameliyatla alınmaları gerekir çünkü idrarı aside ya da  alkaliye çevirerek varolan kristalleri eritmek mümkün değildir.</p>
<p>İdrar  phsını belirleyen başlıca faktörlerden biri beslenmedir.  Sağlıklı bir kedinin idrar ph&#8217;sı 6,5 civarındadır. Bu hem  struvite, hem de kalsiyum oksalat taşlarının oluşmasını önleyen bir ph  seviyesidir. Et ağırlıklı beslenen bir kedinin idrar ph&#8217;sı da  hafifçe asidik, 6,5-6,4 civarındadır. Kısacası bir kedi, yaradılışına  uygun bir biçimde beslendiği takdirde idrar ph&#8217;s;ı zaten idrar yolu  taşlarının oluşumunu önleyecek seviyede kalır.</p>
<p>İdrar yolu  taşlarının oluşumunda bir başka faktörün de idrar yoğunluğu olduğunu  söylemiştik. İdrar yoğunluğu ne kadar fazlaysa, idrarda kristale ve taşa  dönüşebilecek minerallerin yoğunluğu da o kadar fazla demektir. Bir  kedinin sağlıklı olabilmesi ve yaşamsal fonksiyonlarını yerine  getirebilmesi için bu minerallere belli miktar ve oranlarda ihtiyacı  vardır. İhtiyacı olan mineralleri vermekten vazgeçemeyeceğimize göre,  idrar yoğunluğunu düşürmek, yani idrardaki su oranını artırmak ve  mineral oranını düşürmek için kedinin SU tüketimini artırmak gerekir.</p>
<p>Su  tüketiminin artırılması sadece idrar yoğunluğunu düşürmekle kalmaz,  aynı zamanda kedinin daha sık idrarını yapmasını sağlar. Bu da, idrarda  kristaller bulunsa bile bunların birikip birleşerek taşa ya da kuma  dönüşmeden idrar kesesinden atılmalarını sağlar.</p>
<p>Kedilerin doğada  avladıkları hayvanların yaklaşık % 70&#8242;i sudur. Kısacası kediler,  beslenmelerinin yaklaşık yüzde yetmişini su oluşturacak şekilde  evrimleşmişlerdir.  Öte yandan kuru mamadaki su oranı maksimum % 10  civarındadır. Bu nedenle kuru mamayla beslenen bir kedi, mama haricinde  ne kadar su içse de günlük ihtiyacı olan yaklaşık 220 ml. suyu (4-4,5  kg. ağırlığındaki bir kedi) tüketmez. Dahası, et ağırlıklı beslenen bir  kedinin idrarı kendiliğinden hafifçe aside dönerken, kuru mamayla  beslenen bir kedinin idrarını 6,4 &#8211; 6,5 civarında tutabilmek için  asitlendirici maddelerle takviyede bulunmak gerekir.</p>
<p>Hazır pet  mamalarla beslenen kedilerin idrar ph&#8217;sının yükseldiği ve struvite  taşlarına elverişli ortam doğduğu anlaşıldığında, kedi maması  üreticileri mamaların bu hastalığa neden olabilecek içeriklerini  değiştirme ya da azaltma yoluna gittiler. Bu amaçla mineral ve magnezyum  oranları düşürülürken daha asit bir idrar oluşmasını sağlayacak  methionine ve fosforik asit gibi maddeler eklendi. Bazı mama üreticileri  alkali idrara yol açan kalsiyum tuzları yerine (CaCO3 gibi) idrarı  asitlendirici olanları kullanmaya başladılar (CaCl2, CaSO4 gibi). Bu tür  değişikliklerin ardından mamaların bir kısmı ambalajlarına  promotes/helps maintain urinary tract health (idrar yolu  hastalıklarını önleyici) ibaresini koyduysa da ambalajında bu tür bir  uyarı bulunmayan hemen her mamada aynı değişiklik yapılmaktaydı.</p>
<p>Ticari  kedi mamalarındaki bu değişime paralel olarak o güne dek kedilerdeki  idrar yolu taşlarının başlıca nedeni olan struvite taşlarına rastlanma  sıklığında belirgin bir düşüş yaşandı. Ne yazık ki öte yanda kalsiyum  oksalat cinsi taşlarda da olağanüstü bir artış görülmekteydi.</p>
<p>Kısacası  asitlendirici maddeler içermeyen mamalarla beslenirken struvite taşları  oluşmayan sağlıklı kediler, mamalardaki bu değişimle birlikte bu kez  kalsiyum oksalat taşları oluşturmaya başladılar. Öte yandan  metabolizmaları struvite taşlarının oluşumuna elverişli olan kedilerde  ise asitlendirici mamalarla beslenmeye karşın su tüketimi artırılmadığı  için struvite oluşumu devam ediyordu.</p>
<p>Özetle, taşların cinsi ne  olursa olsun kedilerdeki idrar yolu taşlarının tedavisinde ve  önlenmesinde en önemli unsur beslenme ve su tüketimidir. Doğru ve  dengeli bir beslenme biçimi, yani et ağırlıklı ve yaklaşık %  70 ini su oluşturan bir beslenme biçimi,</p>
<p>* dengesiz alınması durumunda kristallere neden olan minerallerin gerekli miktarda (ne eksik, ne fazla) alınmasını sağlayacak,</p>
<p>* idrar ph&#8217;sını kristal oluşumunu önleyecek seviyede tutacak,</p>
<p>* idrar yoğunluğunu düşürerek idrarda kristale ya da taşa dönüşebilecek mineral bileşenlerinin yoğunluğunu azaltacak,</h4>
<h4>* idrar miktarını ve idrar yapma sıklığını artırarak bu kristallerin birikmeden atılmalarını sağlayacaktır.</h4>
<p>not: kedinizin mama ve su kabı, kedinizin tuvaletinden uzak olmalı, kaliteli kuru mama kullanılmalı,  temiz ve taze su herzaman ulaşabileceği noktada olmalı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.apexvet.com/kedilerde-beslenme-ile-idrar-yolu-taslari-arasindaki-iliski/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>FELİNE CALİCİVİRÜS(Kedilerin viral solunum yolu enfeksiyonu)</title>
		<link>http://www.apexvet.com/feline-caliciviruskedilerin-viral-solunum-yolu-enfeksiyonu/</link>
		<comments>http://www.apexvet.com/feline-caliciviruskedilerin-viral-solunum-yolu-enfeksiyonu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Jul 2011 13:19:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Derya KILIÇOĞLU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kedi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.apexvet.com/?p=170</guid>
		<description><![CDATA[Feline Calicivirus (Kedilerin Viral Solunum Yolu Enfeksiyonu) Hastalık etkeni nedir?&#160; Özellikle yavru kedilerde ani ölümlere neden olabilen bulaşıcı viral bir hastalıktır. Hastalık nasıl bulaşır? Hastalığın özellikle solunum yolu ile bulaşması çabuk ve kolay yayılmasına neden olmaktadır. Ayrıca etken kedilerin tüm vücut atıklarında (salya, burun akıntısı, göz yaşı,idrar, dışkı) bulunabileceğinden bulaşma kolay olmaktadır. Calicivirus enfeksiyonlarına aşılanmamış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4>Feline Calicivirus (Kedilerin Viral Solunum Yolu Enfeksiyonu)<br />
Hastalık etkeni nedir?<a href="http://www.apexvet.com/wp-content/uploads/2011/07/230901_203454169693808_110888812283678_492493_3913378_n.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-171" title="230901_203454169693808_110888812283678_492493_3913378_n" src="http://www.apexvet.com/wp-content/uploads/2011/07/230901_203454169693808_110888812283678_492493_3913378_n.jpg" alt="" width="299" height="211" /></a>&nbsp;</p>
<p>Özellikle yavru kedilerde ani ölümlere neden olabilen bulaşıcı viral bir hastalıktır.</p>
<p>Hastalık nasıl bulaşır?</p>
<p>Hastalığın  özellikle solunum yolu ile bulaşması çabuk ve kolay yayılmasına neden  olmaktadır. Ayrıca etken kedilerin tüm vücut atıklarında (salya, burun  akıntısı, göz yaşı,idrar, dışkı) bulunabileceğinden bulaşma kolay  olmaktadır.</p>
<p>Calicivirus enfeksiyonlarına aşılanmamış genç kediler arasında sıklıkla rastlanmaktadır.</p>
<p>Hastalık nasıl gelişir?</p>
<p>Hastalığın  etkeni olan calicivirusların çok sayıda tipinin olması, kedilerde  farklı hastalık belirtilerinin görülmesine neden oluşturmaktadır.</p>
<p>Caliciviruslara bağlı olarak kedilerde ;</p>
<p>Bronşitis<br />
Bronkopnömoni<br />
Enteritis gibi hastalıklar gözlenebilir.</p>
<p>Hastalığın belirtileri nelerdir?</p>
<p>Etkenin  alınmasından kısa süre sonra ani olarak gelişen iştahsızlık ve yüksek  ateş ilk belirtilerdir. Bu durumu takiben şekillenen durgunluk , göz  yaşı ve burun akıntısı yanında ağız çevresinde, dil, damak, burun  boşluğu ve pati altlarında ülseratif yaraların oluşmasıda karekteristik  belirtilerdir. Ağız içindeki lezyonlar ağrı yaptığı için, bu tip kediler gıda alamaz. Ayrıca patilerde ülserli yaralar dışında yangı ve buna  bağlı olarak topallama da görülebilir.</p>
<p>Calisiviruslar; kedilerde  alınan virusun tipine bağlı olarak akciğerde pnömoni’ye neden olabilir.  Bu durum özellikle yavru kedilerde depresyon, kusma ve ani ölümlere  neden olmaktadır.</p>
<p>Nasıl önlem alabiliriz?</p>
<p>Hastalığın önlenmesi için en önemli şey aşılamadır. yavru kediler 60günü doldurduklarında aşılama yapılmalıdır. Böylece düşük maliyetlerle hem calicivirus enfeksiyonuna karşı bağışıklık sağlanmış hem de yavrunun sağlıklı bir şekilde büyümesini sağlamış oluruz.</p>
<p>Hastalığın  ani gelişmesi ve herhangi bir spesifik tedavinin olmaması, hastalığın  önlenmesinde koruyucu hekimliği ön plana çıkarmaktadır. Bu nedenle en  etkin korunma yöntemi aşılamadır.</p>
<p>Hastalık etkenini almış kediler diğer kedilerden ayrılmalı ve genel hijyen kurallarına uyulmalıdır.</p>
<p>Sonuç</p>
<p>Hastalık görüldüğünde; oluşabilecek komlikasyonları önlemek ve destek tedaviyi düzenli sürdürmek şarttır. Tedavi sürecinde hastalık ortadan kalkmış görünse de tedavi tamamlanmalı mevsim geçişlerinde bağışıklık güçlendirici takviyeler yapılmalıdır.</p>
<p>yavrular mutlaka aşılanmalıdır çünkü calici virus enfeksiyonu (kedilerin viral solunum yolu enfeksiyonu) yavru kedilerde çoğu zaman öldürücü seyir izler.</p>
<p>çevrede enfekte kedi var ise mama ve su kapları mutlaka dezenfekte edilmelidir.</p>
<p>&nbsp;</h4>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.apexvet.com/feline-caliciviruskedilerin-viral-solunum-yolu-enfeksiyonu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KEDİLERİN FİP(Feline infectious peritonitis) HASTALIĞI</title>
		<link>http://www.apexvet.com/kedilerin-fipfeline-infectious-peritonitis-hastaligi/</link>
		<comments>http://www.apexvet.com/kedilerin-fipfeline-infectious-peritonitis-hastaligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Jul 2011 13:09:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Derya KILIÇOĞLU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kedi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.apexvet.com/?p=167</guid>
		<description><![CDATA[FIP Nedir? Genel Bilgi&#160; Kedilerde FIP hastalığı, bir bağışıklık sistemini etkileyen bir rahatsızlık. FIP kısaltması bu hastalığa neden olan feline infectious peritonitis virüsün isminden geliyor. Feline infectious peritonitis, aslında corona virusün mutasyona dönüşmesi sonucu ortaya çıkan bir virüs. FIP hastalığı kediler için öldürücü bir hastalık, ne yazık ki hala çaresi bulunmuş değil. Hastalığın kesin tanısı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>FIP Nedir?<br />
Genel Bilgi&nbsp;</p>
<p>Kedilerde  FIP hastalığı, bir bağışıklık sistemini etkileyen bir rahatsızlık. FIP  kısaltması bu hastalığa neden olan feline infectious peritonitis  virüsün isminden geliyor. Feline infectious peritonitis, aslında corona  virusün mutasyona dönüşmesi sonucu ortaya çıkan bir virüs. FIP  hastalığı kediler için öldürücü bir  hastalık, ne yazık ki hala çaresi bulunmuş değil. Hastalığın kesin  tanısı otopsi ile konulabiliyor ve hastalığın teşhisi otopsi haricinde  çok zor. Sadece farklı testlerden gelen sonuçlardan hareketle teşhis  oluşturuluyor. Bu sebeple kedinize yapılan testin FIP şüphesine işaret  etmesi halinde başka testlerle de desteklenmesi gerekiyor. (Bu yazımız  içinde bu testleri de anlatmaya çalışacağız.) FIP hastalığının  teşhisinde kullanılan testlerde bazen yanılmalar olabiliyor. Kedinize  FIP teşhisi konması halinde hemen ötenaziyi düşünmemek gerekir. Ötenazi  gerçekten çok gerekli olduğunda ancak veteriner hekim onayı ile  verilebilecek bir karar. Bu yazımız içinde bu testleri de anlatmaya  çalışacağız. FIP hastalığı şu ana kadarki bulgular çerçevesinde insana  ya da başka bir hayvana geçmiyor, ama kedilerden kedilere geçiyor, yani  kedi ailesi içinde bulaşıçı bir hastalık. (FIP, kedilerde görüldüğü  kadar vahşi kediler arasında da görülüyor.)<br />
Corona Virüsü</p>
<p>Coronaviridae  ailesinden gelen ve hayvan familyasında görülen bir virüs ve hücre  içindeki RNA&#8217;yı etkiliyor. Temelde üst solunum yollarını ve sindirim ve  boşaltım sistemindeki organları etkliyor. Özellikle ilkbahar ve sonbahar  aylarında bu virüs daha aktiftir. Corona virüsü kedilerin sıkça  yakalandığı bir virüs.  Kediler arasında yakın temasla geçiyor, virüsü kapan kedinin özellikle  dışkısı ile yayılıyor. Kedilerin yaklaşık olarak %40&#8242;ı bu virüsü bir  şekilde kapıyorlar. Kalabalık aileler şeklinde (barınaklarda, kedi  üretim çiftliklerinde ya da 3&#8242;den fazla kedinin birarada yaşadığı  evlerde) yaşayan kediler arasında ise corona virüsünü taşıyan kedi oranı  % 80-90) Corona virüsü kapan bir kedinin bedenin de virüse karşı  geliştirilen ve virüsü yoketmeye yönelmiş antibody&#8217;ler çoğalıyor.  Testlerde antibody düzeyi (titer seviyesi) ölçülebiliyor. Genellikle  ateş, ishal ya da halsizliğe sebep oluyor ve kedilerin bağışıklık  sistemleri bir şekilde corona virüsünü yeniyorlar. Corona virüsü dışkıda  asıl olarak bulunuyor ve sağlıklı bir kedi corona virüsü olan dışkıyla  bir şekilde temas ederse tüy yalama sebebi ile virüs yutuluyor. Sindirim kanalına giren virus hayvanın bağışıklığına bağlı olarak çoğalarak enfeksiyona neden oluyor. Ama  hava yoluyla (aerosol olarak)  da kedilerin bu virüsü kapmaları olası.</p>
<p>Corona Virüsü, Feline Infectious Peritonitis e Nasıl Dönüşüyor?</p>
<p>Kedilerin  % 40 ı, birarada yaşayan kedilerin ise neredeyse % 80-90 ı corona  virüsü kapmış olsalar da bu kedilerden bir görüşe göre % 2 sinde bir  görüşe göre ise % 10 unda corona virüsü mutasyona uğrayarak öldürücü  kedi hastalığı FIP e sebep olan  feline infectious peritonitis e sebep  olacak bir virüse dönüşüyor. Bu mutasyonun nasıl olduğu halen bilim  dünyasının üzerinde en çok durduğu konuların başında geliyor. Virüs  bilimi henüz bu soruyu kesin kanıtlarla açıklayamıyor. Corona virüsünü  kapan kedilerin % 90-98 i virüsü basit sağlık rahatsızlıkları ile  atlatırken geri kalanlarda ise virüs öldürücü bir başka virüse  dönüşüyor.</p>
<p>Corona Virüsü Yok Edilemez Mi?</p>
<p>Corona virüsü  çok güçlü bir virüs, dış ortamda (dışkı ile ya da salya ile  saçıldığında) 4 ila 6 hafta arasında canlı kalabiliyor. Ev kedileri  sokağa çıkmadıkça ya da bu virüsü kapmış başka bir kedi ile temaz  etmedikçe bu virüsü kapmaz diye de kesin bir şey yok. Zira bizler de  evimize bu virüsü dışarıdan taşıyabiliriz. Ayrıca kedimiz bir şekilde  corona virüsü kapmışsa bu virüsün FIP e dönüşme olasılığı ne yazık ki  var. Bir gün dönüşecek anlamında değil, % 1 ya da % 10 ihtimal  dhilinde. Ama corona virüsü evde kullanılan temizlik maddeleri  karşısında çok zayıf. Ev temizliğinde kullanılan deterjanlar, özellikle  çamaşır suyu corona virüsünü öldürmeye yetiyor. Temizlikte 1 ölçü  deterjana karşın 32 ölçü su karışımı corona virüsün temizliği için  yeterli ölçü sayılıyor. Kedilerimizin yaşadığı yerlerin, özellikle  tuvalet kumunun hep temzi olması corona virüsü ile mücadelede önemli.  Zira virüsün çoğalması (özellikle kumda) kedilerin bağışıklık sistemi  açısından tehlike arz ediyor. Ayrıca kedilerin virüs kapar endişesi ile  sokağa salınmaması da başka bir ikilemi beraberinde getiriyor. Zira eğer  kediniz corona virüsünü kapmış ve evde kalmaktan dolayı stres yaşıyorsa  sokağa çıkma yasağı FIP e davetiye çıkarabiliyor. Zira stres altında  olan ve corona virüsünü kapmış kedilerde virüsün FIP e sebep olan  virüse dönüşme olasılığı bulunuyor. Ama kediniz sağlıklı ise bu durumda  sokağa çıkmak da corona virüsü kapma riskini doğal olarak taşıyor.</p>
<p>FIP Hastalığının Çeşitleri Nelerdir?</p>
<p>Beyaz  kan hücrelerine girerek çoğalan FIP, kan yolu ile diğer organlara da  yayılıyor. Bağışıklık sistemini çökertiyor ve özellikle üst solunum  hastalıkları ile kedinin sağlığını kritik hale getiriyor. Hücre besin  girişlerinin kapanmasına ve besin sıvısı taşınan damarların tahrip  olmasına sebebiyet vererek hücrelerin aslında beslenme ihtiyacını da  engelliyor. Hastalık 2 temel gruba ayrılıyor :</p>
<p>1)     Islak FIP</p>
<p>2)     Kuru FIP</p>
<p>Islak FIP</p>
<p>Kuru FIP�yle kıyaslandığında daha öldürücü ve kedi yaşamını daha  hızla kısaltıyor. Hastalık bu türde daha ağır rahatsızlıklar yaratıyor.  Kan damarlarına yerleşerek tahribat yaratıyor ve kan yolu ile taşınan  sıvıların karın ve göğüs içine kaçmasına sebebiyet veriyor. Böylelikle  karın ve göğüs bölgesine sıvı dolmaya başlıyor. Akciğerler üzerinde  ciddi baskı yarattığı için solunum güçlüğü baş gösteriyor. Islak FIP�de  antibody düzeyi oldukça yüksek (1500 üzeri) olup protein düzeyi 35 g/l  aşıyor ise 35g/l&#8217;den yüksek ve albumin:globulin oranı &lt;0.4 üzeri ise  diğer klinik tanılarla birlikte Islak FIP teşhisi konabiliyor.</p>
<p>Kuru FIP</p>
<p>Islak FIP�ye göre daha uzun süren ve klinik gözlemlerde genellikle  belirsizliğini koruyon daha sinsi bir FIP türü. Kilo kaybı, iştahsızlık,  tüy renginde kalitesizlik, sarılık (gözünde ve tüyünde sararma), burun  renginde açılma gibi belirtiler gösteriyor. Bazı Kuru FIP hastalarında  gözde ciddi tahribatlar oluşuyor. Antibody düzeyi 1280 değer üzerinde  oluşabiliyor.</p>
<p>FIP Hastalığı Hangi Yaş Kedilerde Görülüyor?</p>
<p>Aslında  tam bir yaş kategorisi yok. Her yaş kedide bu hastalık görülebiliyor  ama daha çok 6 ila 24 aylık kediler ile 5 ila 13 yaş arası kedilerde  görülüyor. Özellikle 14 ila 15 yaş arası ya da üstü kedilerde ise daha  sıkça görülüyor. Bu yaş dönemleri dikkate edilirse kedilerin bağışıklık  sistem hastalıklarına daha fazla maruz kaldıkları yaşlardır.</p>
<p>Hamile Bir Kedi FIP ise Bebekleri De FIP Olur Mu?</p>
<p>Bu  konuda kesin bir bilimsel bulgu söz konusu değil. Yani FIP�li kedi  annenin hamilelik sırasında kedilerine FIP geçirme olasılığı üzerinde  duruluyor ama kesin kanıt bulunabilmiş değil. Diğer taraftan dişi  kedinin lohusalık döneminde FIP olması halinde yavrularına FIP�yi  geçirme olasılığı daha fazla olasılık dahilinde görülüyor. Ama eğer  lohusa kedi de corona virüsü yok ise anne sütündeki doğal antibody  içerik yavru kedileri corona virüsüne karşı koruyor. Ama eğer anne sütü  kalitesiz ya da yeterli değil ise yavru kedilerin corona virüsü kapması  ve bunun da FIP�ye dönüşme olasılığı ne yazık ki söz konusu. Üzgünüz ki  bu konuda da yapılan araştırmalar hala kesin bir sonuç söylemiyor.</p>
<p>Cinsiyet ve Irk Açısından FIP?</p>
<p>Dişi  kediler ile erkek kediler kıyaslandığında FIP açısından gözle görülür  cinsler arası bir farklılık görülmemektedir. Hem dişi kedilileri hem de  erkek kedileri aynı ölçüde tehdit etmektedir. Kedi türleri açısından da  FIP�ye yatkınlık gösteren kedi türleri tam olarak tespit edilmiş  değildir. Ama bazı kedi türlerinin genetiksel olarak bağışıklık sistem  hastalıklarına daha yatkın oldukları bilinmektedir.</p>
<p>Kedilerdeki FIP Hastalığı İnsanlara Da Geçer Mi?</p>
<p>Şu ana kadar böylesi bir bulgu söz konusu değil.</p>
<p>Kedilerdeki FIP Hastalığı Köpeklere De Geçer Mi?</p>
<p>Şu  ana kadar böylesi bir bulgu söz konusu değil. Ama, FIP virüsü  köpeklerde canine coronavirus�a benziyor. Ama köpeklerde bu virüs  kedilerdeki gibi daha kritik sonuçlara sebep olmuyor.</p>
<p>FIP Olan Bir Kedide Lösemi De Görülebilir Mi?</p>
<p>FIP ve Lösemi sebepleri farklı virüsler olan iki değişik hastalık. FIP olan bazı kedilerde lösemi de görülüyor.</p>
<p>FIP Teşhisi Konulan Bir Kedinin</p>
<p>Aşı Programı Devam Etmeli Midir?</p>
<p>Uzmanlar  bu soruya hayı yanıtını veriyorlar. Zira FIP bir bağışıklık sistem  hastalığı olması sebebi ile bağışıklık savunması düşmüş bir bedene aşı  verilmesi oldukça riskli bulunuyor.</p>
<p>FIP�e Karşı Bir Aşı Yok Mu?</p>
<p>Pfizer  firması, FIP�ye karşı Primucell isminde bir aşı geliştirmiştir. Ama ne  yazık ki aşılama şu anki bilimsel verilere göre kesin bir koruma  sağlamıyor. Aşılamanın başarısının % 50-60�larda olduğu belirtiliyor.  Ayrıca aşı 16 haftalık kedilerde kullanılabiliyor. Yani yavru kedileri  FIP�den bu anlamda korumak için kalıcı bir çözüm bulunmuyor.</p>
<p>Ötenazi ve FIP</p>
<p>Ötenazi  bir veteriner hekimin iznini gerektirir bir uygulamadır. FIP durumunda  çok acılı durumlar ne yazık ki yaşanmaktadır ve kedi dostları  kedilerinin acılarını dindirmek için ötenazi seçeneğini veteriner  hekimlerinden talep edebilmektedir. Ama öncelikle FIP�nin teşhisinin son  deree zor olduğunu ve bu hastalıkla mücadelenin zamanlara yayıldığını  hatırlatalım. O sebeple kediniz ne kadar zor bir durumda olursa olsun  veteriner hekiminizi ötenazi kararına zorlamamalısınız. FIP testlerinin  (özellikle kan testlerinin) 2 ay sonra tekrarlanması önerilmektedir. En  azından en kötü koşulda bile bu 2 ayı beklemeli ve veteriner hekiminizin  sonuçları değerlendirmesine olanak sağlamalısınız. FIP hastası olmayan  ve hatalı teşhis konulmuş kedilerin yurtdışında ötenazi ile yaşamına son  verilmesi son günlerde hayvan hakları koruma örgütlerinin mahkemeye  taşıdıkları bir konu olmaktadır.</p>
<p>FIP�de Başarı Hikayeleri Var Mı?</p>
<p>Bazı  başarı hikayeleri var. Ama bu örneklerde kedinin gerçekten FIP olup  olmadığı, yani atlattığı hastalığın gerçekten FIP olup olmadığı  bilinemiyor. Ama genel olarak hastalığın ne yazık ki ölümcül olduğunda  otoriteler birleşiyor. Yine de umudunuzu kaybetmeyin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.apexvet.com/kedilerin-fipfeline-infectious-peritonitis-hastaligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KÖPEKLERDE BURUNDA ERİTEMATOZ</title>
		<link>http://www.apexvet.com/kopeklerde-burunda-eritematoz/</link>
		<comments>http://www.apexvet.com/kopeklerde-burunda-eritematoz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Jul 2011 11:28:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Derya KILIÇOĞLU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köpek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.apexvet.com/?p=163</guid>
		<description><![CDATA[Systemic Lupus Erythematosus Hastalığın nedeni nedir? Özellikle iki yaş üzerindeki yetişkin köpeklerde sıklıkla görülen ve iskelet sistemi, deri, böbrekler, sinir sistemi başta olmak üzere bir çok sistemi etkileyen bir immun sistem hastalığıdır. Hastalığın nedeni tam olarak belirlenememiş olmasına karşın, genetik faktörler, immun sistem bozuklukları, ilaçlar gibi bazı faktörlere bağlı olarak şekillendiği görüşü hakimdir. Hastalığın oluşumunda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Systemic Lupus Erythematosus</p>
<p><a href="http://www.apexvet.com/wp-content/uploads/2011/07/247253_210487388990486_110888812283678_536354_5741439_n.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-164" title="247253_210487388990486_110888812283678_536354_5741439_n" src="http://www.apexvet.com/wp-content/uploads/2011/07/247253_210487388990486_110888812283678_536354_5741439_n-300x240.jpg" alt="" width="300" height="240" /></a>Hastalığın nedeni nedir?</p>
<p>Özellikle iki yaş üzerindeki yetişkin köpeklerde sıklıkla görülen ve  iskelet sistemi, deri, böbrekler, sinir sistemi başta olmak üzere bir  çok sistemi etkileyen bir immun sistem hastalığıdır.</p>
<p>Hastalığın nedeni tam olarak belirlenememiş olmasına karşın, genetik  faktörler, immun sistem bozuklukları, ilaçlar gibi bazı faktörlere bağlı  olarak şekillendiği görüşü hakimdir. Hastalığın oluşumunda viral  etkenlerin de rol oynadığı ve özellikle Collie ve German Shepdog ırkı  köpeklerde hastalığın başlamasında önemli bir etken olduğu  bilinmektedir.</p>
<p>Hastalığın gelişimi nasıldır?</p>
<p>Hastalığın oluşumunda, Tip 1 ve Tip 2 olarak adlandırılan iki gen  etkindir. Tip 1 geni hastalığa yatkınlık oluşturur, Tip 2 ise hastalığın  tipini belirler. Bu iki genin birlikte yaptığı etkiyle sistemik lupus  erythematosus başlar. Dolaşım sisteminde antijen antikor kompleklerinin  artması veya eritrosit, lökosit ve trombositlere özgün antikorların  artışına bağlı olarak immun sistemde şekillenen bozulmalar nedeniyle  bağışıklıkla ilgili yanıtların oluşumunda aksamalar şekillenir. Bu  nedenle bağışıklık sistemi gerekli olan düzende çalışamaz ve bir çok  farklı otoantikor üretimine neden olur. Bunun sonucunda vücutta pek çok  sistem olumsuz etkilenir.</p>
<p>Hastalığın belirtileri nelerdir?</p>
<p>Hastalığın klinik olarak görülebilecek ilk bulguları, halsizlik,  iştahsızlık ve zayıflama gibi diğer immun sistem hastalıklarında  görülebilecek genel belirtilerdir. Ancak hastalığın spesifik belirtileri  vücudun etkilenen sistemlerine bağlı olarak farklılıklar gösterebilir.  Hastalığın seyri sırasında zaman zaman iniş çıkışlar gösteren değişken  bir ateş sürekli olarak tespit edilebilir belirtilerden biridir.</p>
<p>İskelet ve kas sisteminin etkilendiği durumlarda görülebilecek  karakteristik bulgu yürüme bozuklukları ve topallamadır. Adımlar  isteksizce, sert ve kısadır. Eklemlerde şekillenen yangıya bağlı olarak  zamanla bu belirtiler daha da artabilir. Eklem bölgesindeki bu yangı  (polyarthritis) genellikle noneroziv (dokularda yıkımlanmaya neden  olmayan) karekterdedir.</p>
<p>Deri lezyonları çoğunlukla ağız  boşluğu, yüz bölgesi, kulak ile ayaklarda şekillenir ve dermatitis  formundadır. Oluşan lezyonların simetrik oluşu dikkat çekici bir  belirtidir. Oluşan lezyonlar başlangıçta hafif ülserler şeklindedir.  Zamanla kabuklanma ve sızıntıların görülmesiyle birlikte tüy dökülmeleri  de şekillenebilir. Derideki bu belirtiler bakteriyel bir deri  enfeksiyonu şeklinde gelişir ancak hemen hemen her zaman antibiyotik  tedavisine olumsuz cevap verir.</p>
<p>Hastalık genellikle otoimmun  hemolitik aneminin gelişmesine neden olur. Sıklıkla görülen bu durumda  burun kanaması, mukozalarda solgunluk, deride, ağız içi ve diş etlerinde  nokta şeklinde kanama odakları şekillenebilir. Zamanla sarılık da  şekillenebilmektedir.</p>
<p>Böbreklerin etkilendiği durumlarda  klinik olarak görülebilen belirgin bulgu kanlı bir idrarın varlığıdır.  Çoğunlukla glomerulonefritis şekillenmektedir.</p>
<p>Hastalığın  yaygın olmayan ancak spesifik belirtileri ise pleuritis (gögüs boşluğunu  ve akciğerleri örten zarın yangısı), merkezi ve çevre sinirlerde hasar  veya yangı, kalp kası ve kalp zarında yangı ile birlikte vücudun tüm  kaslarında yangı ve güçsüzlüktür.</p>
<p>Sonuç</p>
<p>Hastalık  vücutta bir çok sistemi etkilediğinden klinik belirtiler oldukça  değişken ve çeşitli olabilir. Bu nedenle teşhisi oldukça güçtür.  Hastalığın teşhisi için özel testlerden faydalanılmalıdır.</p>
<p>Tedavisi medikal olarak yapılabilir. Erken dönemlerde tespit edilmesi  hastalığın gelişiminde olumlu sonuç alınması yönünden faydalıdır. Tespit  edildiği andan itibaren hastalar herhangi bir bakteriyel enfeksiyondan  korunmalıdır.</p>
<p>Özellikle böbreklerin etkilenmiş olduğu ilerlemiş vakalarda üremi şekillenmesine bağlı olarak ölümler görülebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.apexvet.com/kopeklerde-burunda-eritematoz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KÖPEKLER TUVALET EĞİTİMİ</title>
		<link>http://www.apexvet.com/kopekler-tuvalet-egitimi/</link>
		<comments>http://www.apexvet.com/kopekler-tuvalet-egitimi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Jul 2011 11:19:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Derya KILIÇOĞLU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köpek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.apexvet.com/?p=158</guid>
		<description><![CDATA[Yavru köpeğin tuvalet alışkanlığını kazanması zaman alır. İki, üç aylık yavrudan tuvalet alışkanlığını kazanmasını kimse bekleyemez. Köpeğin tuvaletini nereye yapacağını öğrenmesi bazen altı aylık olana kadar, bazı ırklarda bundan da fazla sürebilir. Bazı kişiler İki, üç aylık yavruyu eve getirdikten sonra üç, beş günde tuvaletini öğrenmesini beklemektedirler. Bu imkansızdır. Köpeğin kasları güçlenmediğinden istese de tuvaletini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yavru köpeğin tuvalet alışkanlığını  kazanması zaman alır. İki, üç aylık yavrudan tuvalet alışkanlığını  kazanmasını kimse bekleyemez. Köpeğin tuvaletini nereye yapacağını  öğrenmesi bazen altı aylık olana kadar, bazı ırklarda bundan da fazla  sürebilir. Bazı kişiler İki, üç aylık yavruyu eve getirdikten sonra üç,  beş günde tuvaletini öğrenmesini beklemektedirler. Bu imkansızdır.  Köpeğin kasları güçlenmediğinden istese de tuvaletini tutamaz ve geldiği  zaman yapmak zorundadır.<br />
Bebeklerin de yürümeye başladıktan sonra  altları bezlenmektedir, onlarında tuvalet alışkanlığını kazanmaları için  belli bir süreye ihtiyaçları vardır. Bana çok sayıda e-posta ile bu  konuda soru gelmekte ve yeni yavru alanlar köpeğin tuvaletini  öğrenemediğinden ve evdeki pislikden şikayetci olmaktadırlar. Yavru  büyütürken bu pisliğe katlanılması gerekmektedir. Eğer köpeğin  tuvaletini öğrenene kadar geçecek olan üç, beş ay içinde bunlara  dayanamayacaksanız yavru köpek almamalısınız.</p>
<p><a href="http://www.apexvet.com/wp-content/uploads/2011/07/29997_113595882012971_110888812283678_75512_5729058_n.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-159" title="29997_113595882012971_110888812283678_75512_5729058_n" src="http://www.apexvet.com/wp-content/uploads/2011/07/29997_113595882012971_110888812283678_75512_5729058_n-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a>Tuvalet eğitimine  başlanmadan önce köpek sahibinin bilmesi ve daima göz önünde  bulundurması gereken, köpek davranışlarını doğru olarak anlamak ve olayı  köpeğin bakış açısından görmekdir. Köpek doğru ve yanlışı sadece  tehlikeyi ve emniyeti öğrendiği zaman algılayabilir. Bir yerde köpek  için doğru yada yanlış yoktur. Köpek kendisi için tehlikeli olarak  bildiği şeylerden kendini sakınır, emniyetli olarak gördüklerini ise  uygular. Köpeğe verilen ödüller, pozitif pekiştirmeler ona emniyeti;  pozitif cezalandırmalar, negatif pekiştirmeler sakınması gerekenleri  öğretir.<br />
Tuvalet eğitimi sırasında köpeğin tuvaletini yaptığı yer  istenmeyen bir yer ise ve buraya tuvaletini yaparken yakalanmış ve  cezalandırılmışsa bu yer onun için tehlikeli olarak algılanır. Bunun  aksine tuvaletini yaptığı yer istenilen bir yer ise ve yaptığı anda  ödüllendirilirse veya hiçbir ceza görmezse burası da onun için emniyetli  bir yer olarak algılanır. Bunun yanında cezayı ve ödülü veren sahibin  köpeğin tuvaletini yaptığı an yanında ve ona görünür olması veya  olmaması köpeğin, sahibinin yokluğunda veya varlığında durumu emniyetli  veya tehlikeli olarak algılamasına da yol açar.<br />
Bir kaç örnek vermek  gerekirse köpek oda da tuvaletini yaparken yakalanıp cezalandırılırsa  sahibinin yanında odaya tuvaletini yapmayı tehlikeli olarak  algılayacaktır. Fakat sahibi oda da yokken yaparsa doğal olarak anında  cezalandırılamayacağı için oda da sahibinin yokluğunda tuvaletini  yapmayı emniyetli olarak algılayacak ve sahibinin yokluğunda tuvaletini  yapmaya devam edecektir. Oda da sahibi varken gidip masanın altına veya  koltuğun arkasına tuvaletini yapatığında ise sahibi tarafından  görülmeyeceği için anında cezalandırılamıyacak, bu durumda da köpek oda  da sahibi olsa bile masa altına ve koltuk arkasına tuvaletini yapmayı  emniyetli olarak algılayacak ve yapmaya devam edecektir. Köpeğin  tuvaletini yapmasını istediğimiz yer evin dışında ise her tuvaletini  yaptığında ödüllendirilmesi ve bu davranışının pekiştirilmesi köpeğin  dışarısını emniyetli olarak algılamasına neden olacaktır.<br />
Tuvalet  eğitiminde başarılı olmanın şartı köpeği devamlı gözetim altında tutmak  ve tuvaletini yapacağı an anında müdahale etmektir.<br />
Köpeğinizi  tuvaletini yapmak için dışarı çıkardığınız zaman onunla oynamamanız,  gezmeye başlamamanız gerekmektedir. Köpeğin çişini ve kakasını yapana  kadar bekledikten ve yaptığı anda ödüllendirdikten sonra oyuna ve  gezmeye başlamanız köpeğin yaptığı bu davranışın arkasından ödül, oyun  ve gezinti geleceğini bilmesi, evin dışına yaptığı tuvaletinin  pekiştirilmesine neden olacaktır. Eğer köpeği dışarı çıkardığınızda önce  gezdirir ve oynar tuvaletini yaptıktan sonra da alıp eve götürürseniz,  köpek dışarı tuvaletini yapmasını oyunun bittiği ve eve girilme  zamanının geldiği olarak algılayacağından dışarıda yapılan bu davranış  pozitif pekiştirilemiyecek, hatta negatif cezalandırmaya dönüşecek ve  dolayısıyla her dışarı çıktığında tuvaletini yapmakta gecikecek belkide  sizin bu süreyi beklemeyip köpeği içeri almanıza neden olacaktır.<br />
Yukarıda  anlatılanlardan da anlaşılacağı gibi köpeğe tuvalet eğitimi verilirken  her eğitimde olduğu gibi istenen davranışlar ödüllendirilip  pekiştirilecek ve istenmeyen davranışlarda daha yapılmadan önlenecek  veya görmezlikten gelinecektir.<br />
Köpeğin tuvaletini istenilen yerde  yaptığı zaman ödüllendirilmez ise bu tuvalet eğitimi olmaktan çıkıp  köpeği kendi başına bırakmak olur. Eğitimde mutlaka ödüllendirme  (pekiştirme) olmalıdır.<br />
Köpeğe vereceğiniz tuvalet eğitiminde  uyulması ve uygulanması gereken bazı yöntemler ve araçlar vardır.  Bunların başında kafes eğitimi gelmektedir.</p>
<p>KAFES EĞİTİMİ<br />
Kafes  yöntemi tuvalet eğitiminde en etkililerinden biridir. Kafesin boyu  köpeğin ırkına göre büyüdüğü zaman bile içinde rahatca yatabileceği bir  boyda olmalıdır.<br />
Kafes ile tuvalet eğitiminde kafes köpeğe pozitif  pekiştirme ile tanıtılmalı, köpeğin kafesi sevmesi sağlanmalı ve içine  girmeye istekli hale getirilmelidir. Kafesin içine yumuşak bir bez,  battaniye konulmalı ve köpeğin yatarken rahat etmesi sağlanmalıdır.  Köpek ilk olarak kafesin yanına getirildiğinde kapısı açık bırakılmalı  ve köpek kesinlikle içeri sahibi tarafından konulmamalıdır.<br />
Köpeğin  sevdiği bir oyuncak köpeğe gösterilmeli ve sonrada bu oyuncak kafesten  içeri atılarak köpeğin girip alması beklenmelidir. Köpek kafesten  ürkebilir ve girmeyebilir. Bu durumda oyuncak sadece kafesin hemen  kapısı önüne atılmalı ve oradan köpeğin alması beklenilmelidir. Daha  sonra oyuncak yavaş yavaş daha içerilere atılıp köpeğin almasına olanak  tanınmalıdır. Köpek oyuncağı almak için kafesin içine girmeye başladığı  zaman köpeğin alışmış olduğu cesaretlendirici sözler söylenmeli, el  içeri sokulup köpek sevilmelidir bu esnada köpek içeri girdiği zaman  içeri atılacak ödül mamaları ile köpeğin içeri girmesi  pekiştirilmelidir. Kafesin kapısı kesinlikle köpeğin üstüne  kapatılmamalı ve bu işlemler köpek devamlı olarak kendi isteği ile  kafesin içine girip çıkarak oynamaya devam edene kadar devam  edilmelidir. Köpeğin mama vakti geldiğinde köpek gene bir oyuncak  atılarak kafesin içersine gönderilmeli arkasından mama tası kafesin  içersine, kapının yanına konmalı ve köpeğin kafes içindeyken mamasını  yemesi sağlanmalıdır. Yemeğini bitiren köpek çağrılmalı ve dışarı  çıktığında tuvaletini yapacağı yere götürülmelidir. Köpeğin yemeğini  yedikten sonra içerde kalmasına ve buraya tuvaletini yapmasına  kesinlikle müsade edilmemelidir.<br />
Bu şekilde köpek kafesi iyice  tanıdıktan ve alıştıktan sonra kapısı köpek içeride iken kapatılabilir.  Kafesin kapısı kapatılırken köpeğin gene içeri kendinin girmesi  sağlanmalı ve yanında oyuncağının bulunması gerekmektedir. Köpeğin  kapısı kapalı kafeste ilk defalar fazla kalmasına müsaade edilmemelidir.  Sahibi kafesin yanında bulunmalı ve 3-5 dakika sonra kapıyı açmalıdır.  Köpek dışarı çıkarsa bir müddet dışarıda oynayıp sonra tekrar köpeğin  içeri girmesi sağlanmalı ve kapı tekrar kapanmalıdır. Bu işlemlere sık  sık devam edilmeli ve köpeğin içeride kalma süresi yavaş yavaş  arttırılmalıdır. Köpeği kafesin kapısı kapalı iken içerde kalmaya  alıştırırken sahibi kafesin yanından ayrılmamalıdır. Köpeğin yaşı ne  kadar küçükse, kafeste kalma süresi de ona göre az olmalıdır. Eğer 2  aylık kadar bir köpeğiniz varsa en fazla yarım saat kafeste bırakabilir  ve zamanla bir saate kadar çıkarabilirsiniz. Önceleri her yarım saatte  bir köpek dışarı çıkarılmalı ve tuvaletini yapmasına, oynamasına izin  verilmelidir. Kafes gün içerisinde sahibinin devamlı görebileceği evin  uygun bir yerinde olmalıdır. Örneğin mutfağa veya sık oturduğunuz bir  odaya konabilir. Mutfak ve bu gibi bir odaya gün içinde sıklıkla  gireceğiniz için köpeği kafes içinde izlemek rahat olacaktır. Kafesin  geceleri sahibinin yattığı odaya alınması faydalıdır. Kafes içinde kalma  sürelerine gecede uyulmalıdır. Fakat geceleri süreler daha uzun  tutulabilir. Sabaha karşı erken uyanan köpek kafeste izlenmeli ufak  seslerle mızmızlanmaya başladığı zaman kafesin yanına gidilmeli fakat  hemen kapısı açılmamalıdır. Bir süre beklenmeli köpeğin sesini kestiği  an kafes dışına alınmalıdır. İleride her ağladığı zaman kafesten  alındığının farkına varan köpek bunu kafesten çıkmak için kullanabilir  ve dışarı çıkmak istediğinde devamlı kafes içinde bağırabilir.<br />
Yavru  köpek kafesine alışıp kendi kendine girip çıkmaya başladıktan sonra  kafesin kapısı artık kapanmayıp kafesin etrafı çevrilerek kafes de  içinde olmak şartı ile köpeğe bir alan bırakılmalıdır. Bu alan içersine  de kafese en uzak olan yere gazete kağıdı konmalı, kafese yakın yere ise  köpeğin mama ve su kabı konmalıdır. Köpek bir müddet sonra gazete  kağıdına kaka ve çişini yaparken kafesi sadece yatmak için kullanmaya  başlıyacaktır. Bu yöntem özellikle köpeği fazla izleyemeyenler için daha  iyi bir yol olacaktır. Eğer kafesi çevreleyecek çit gibi bir şey  bulmazsanız evdeki küçük bir odayı da kullanabilirsiniz. Bu odaya  yukarıda tarif ettiğim gibi kafesi yere sereceğiniz gazeteden uzak bir  yere koymanız gerekir ki yavru yattığı yer ile tuvaletin yapılacğı yeri  ayırt edebilsin. Oda da yerlerde halı, kilim gibi herhangi birşey  olmamalıdır. Köpekler genelde tuvaletini yumuşak bir yere yapmak  ihtiyacındadırlar. Onun için yerde gazeteden başka birşey olmazsa gidip  onun üzerine yapmak isteyecektir. Yurtdışında evcilhayvan mağazalarında  bu iş için çimlendirilmiş topraklar satılmaktadır. Bu çim tuvalet  eğitimi için daha elverişlidir. Eğer imkanınız varsa sizde bulacağınız  uygun bir kaba çim ekip kullanabilirsiniz.</p>
<p>KAFES ANNE YANINDAN  AYRILMIŞ 2 AYLIK KÖPEKLER İÇİN UYGUNDUR. BAZI KÖPEK SAHİPLERİ 2 &#8211; 3  YAŞINDA DAHİ EVE TUVALETİNİ YAPAN KÖPEKLERİ KAFESE KOYARAK TUVALETİNİ  TUTMASINI ÖĞRENECEĞİNİ SANMAKTADIR. BU KÖPEKLERİN BAŞKA SORUNLARI  VARDIR. KAFES KÖPEKLERE TUVALET EĞİTİMİ VEREN SİHİRLİ BİR ARAÇ DEĞİLDİR.  EĞER KAFESİN NASIL KULLANILACAĞINI ANLAMAMIŞSANIZ KULLANMAYINIZ.  KÖPEĞİNİZİN DAHA DA KÖTÜ DURUMA GELMESİNE NEDEN OLURSUNUZ. EVDE GÜN  BOYUNCA YALNIZ KALAN KÖPEKLER İÇİN KAFES KULLANMAYINIZ. KAFES İLE  TUVALET EĞİTİMİ SAHİBİ GÜN BOYUNCA BAŞINDA DURAN KÖPEKLER İÇİN UYGUNDUR.</p>
<p>KAFES EĞİTİMİNE ALTERNATİFLER<br />
Kafesin  mümkün olmadığı zamanlar başka alternatif metodlarda uygulanabilir. Bu  durumda köpeğe kafes gibi içinde bulunduğu sürece rahat edeceği, içinde  bulunmaktan hoşlanacağı kısıtlı bir alan hazırlanır. Bu kısıtlı alan  kafes eğitiminde olduğu gibi bir işlev görecektir. Bu alanı evde  yaratmak bir yerde sizin yaratıcılığınızada kalmıştır. Örneğin evde  bulunan ve köpeğin üzerinden atlayıp geçemeyeceği büyüklükteki bavul ve  çantalarla bu kısıtlı alanı yaratabilirsiniz. Köpeğin rahatca yatıp  kalkabileceği, dönebileceği bir alan bırakacak şekilde bavulları duvarın  kenarına bir dörtgen olacak şekilde yerleştirin. Altına aynı kafeste  yaptığınız gibi rahat bir şeyler hazırlayın. Bu alanın bir köşesini  sanki kapı gibi aralık bırakın. Bütün bu hazırlıklardan sonra  uygulayacağınız işlemler yukarıda kafes metodunda anlattığımın aynısı  olacaktır sadece kafes yerine bu hazırladığınız yeri kullanacaksınız.  Ben bahçede bakacağım bir köpeğime tuvalet eğtimini evin giriş holünde  odunlarla hazırladığım ve önüne de kontrplak bir plakadan kapı koyduğum  bir alanda vermiştim.<br />
Kafes eğitiminde bebekler(insanlar) için olan  parklarıda kullanabilirsiniz. Yalnız burada dikkat etmeniz gereken  parkın parmaklık aralarının fazla geniş olup köpeğin çıkmak için boynunu  bu parmaklıklara kıstırmamasıdır. Ayrıca bu park ahşap ise ağacı  kemirmemesine de dikkat edilmelidir. Bebek parklarının yapısında  köpekler için yapılmış büyük üstü açık tel kafeslerde vardır bunlarıda  kullanmak başka bir seçenek olabilir.<br />
Bunlardan hiç birini yapmanız  mümkün değilse mutfak veya banyo gibi bir yeride kafes niyetine  kullanabilirsiniz. Bu iş için mutfak en uygunlarından biridir. Mutfağın  veya banyonun bir kısmına yukarıda anlattığım gibi köpeğin rahatca  yatacağı yumuşak bir yer hazırlayın bu yer mutfak veya banyonun bir  köşesinde az gidilen bir yerde olursa ve önüde bir dolap veya yukarıda  anlattığım gibi bir çanta vs. ile köpeğin geçmemesi için kapatılabilirse  daha iyi olur. Köpek bu alanlara yukarıda kafes metodunda anlatıldığı  şekilde alıştırılmalıdır. Bu gibi yerlerde köpeğin yattığı yere yakın  bir gazete açılarak serilirse ve köpek tuvaletini yapacağı zaman alınıp  bu gazetenin üzerine konulursa kısa zamanda tuvaletini buraya yapmasını  öğrenir. Gazete köpeğin yattığı yere çok yakın olmamalı, bu nedenle  tuvaletini yattığı yere yapıyormuş gibi algılamamalıdır.<br />
Köpek  kafeste veya sonradan hazırlanmış bu tür alanlarda geçirdiği süre içinde  kendini oyalayabilmeli ve bu yerlere kendi isteğiyle, hoşlandığı için  girmelidir. Bunu sağlamakda sizin sabrınız ve pozitif pekiştirme ile  olabilir.</p>
<p>CEZALANDIRMA<br />
Ceza istenmeyen davranışı yok etmez.  İstenmeyen davranışı; ödülün kaldırılması veya söndürme (extinction)  dediğimiz davranışın pekiştirilmemesi sonucu yavaş yavaş unutulması ve  yapılmaması yok eder. Ceza istenmeyen bir davranış için uygulandığı  zaman geçici bir süre için o davranışı durdurur fakat uzun süreli bir  etkisi yoktur. Köpek kısa sürede cezayı verenin yanında cezalandırıldığı  davranışı yapmamayı öğrenip cezayı verenin yokluğunda aynı davranışı  yapmaya devam etmeyi öğrenecektir. Tuvalet eğitiminde köpeğin evde  yalnız olduğu zamanda tuvaletini yapmamasını istediğimizden ceza bu  durumda eğitime bir yarar getirmeyecektir.<br />
Sahibi köpeği eğitirken  mümkün olduğu kadar köpeğine iyi adam olarak görünmelidir. Cezanın  uygulanması bunu engelleyecektir. Tuvalet eğitiminde köpeğin tuvaletini  istenilen yerlere yaptığı zaman yeteri kadar ödüllendirip bu davranışı  pekiştirilerek, davranış bu alanlarda güçlendirildikten sonra ev içinde  yasaklı yerde tam zamanında yakalanan köpek tuvaletini yapmadan  engellenmelidir. Bu köpeğe ceza vererek yapılmamalıdır. Yani köpeğinize  vurmayın, bağırmayın, azarlamayın sadece köpeğinizi eğer istemediğiniz  bir yerde tuvletini yapmaya teşebbüs ederken gördüyseniz onu korkutmadan  el çırparak veya köpeğin dikkatini çekecek bir ses çıkararak  engellemeye çalışın eğer bunu başarmışsanız ve köpek tuvaletini yapmayı  bırakmışsa hemen köpeği bu yerden alarak tuvletini yapması gereke yere  götürünüz ve orada yaptığı zaman sevip ödüllendirin. Köpek tuvaletini  yapmadan tam yaparken engellenmelidir. Bu zamanlamay çok dikkat  edilmelidir. Tuvaletini yapacak köpek eğilerek, biraz da bacaklarını  açarak pozisyon alır, tam bu pozisyonda daha tuvaletini yapmamışken  engelleyebilirseniz başarılı olursunuz. Köpek tuvaletini yapmaya  başladıktan sonra yapcaklarınız etkili olmaz bundan sonra köpeğe  mudahale etmek gereksizdir.</p>
<p>TUVALET EĞİTİMİNDE CLICKER KULLANMAK<br />
Cliker yüklenmiş bir köpeği clikerı kullanarak istediğiniz davranışlarını pekiştirebilir, işinizi kolaylaştırabilirsiniz.<br />
Köpek  dışarıda istenilen yere çiş veya kakasını yaparken bittiği an clikera  basıp ardından yiyeceği verilerek davranışı pekiştirilir. Ev içinde eğer  kafes kullanılıyorsa köpeğin kafese alıştırılma aşamasında cliker  yararlı olacaktır. Yukarıda anlatıldığı gibi köpeği kafesin içine  girmesi için zorlamayın kafesin içerisine atılacak bir oyuncağı takip  eden köpek kafesin içine girdiği an clikera basın clikerın sesini duyan  köpek yiyeceği bekliyeceğinden arkasından elinizi kafese uzatarak  yiyeceğini verin. Bu işlemi defalarca yaptıktan sonra köpek yiyecek  almak için kafesin içine kendide girip çıkmaya başlıyacaktır her  girişinde clikera basıp yiyeceği verilmelidir. Köpek davranışı yeteri  kadar uygulayıp otomatikleştikten sonra artık buna bir cue &#8220;yerine&#8221;  ekleyebilirsiniz. Köpek içeri girmek için kafese doğru giderken tam  kafesin önüne geldiği zaman &#8220;yerine&#8221; denilip içeri girdiği an clikera  basılıp yiyeceği verilmelidir. Bu işlemlerde yeteri kadar tekrar  edilirse köpek kafesin yanındayken &#8220;yerine&#8221; denildiği zaman içeri  girdiği görülür. Bu durumdada köpek içeri girdiğinde clikera basıp  yiyeceği verin. Köpek yiyeceği almak için clik sesinden sonra kafesten  çıkmak isteyecek, sizin elinizi arayacaktır. Buna davranış iyice yer  edene kadar devam edin. Daha sonra içerde kalış süresini uzatmak için  &#8220;yerine&#8221; dedikten ve köpek içeri girdikten sonra clikera hemen basmayıp  3-5 saniye bekleyin köpekde içeride davranışın bitmesi için clik sesini  bekleyecektir. Clikera bastıktan sonra tekrar yiyeceği vererek bu  şekilde yaptıklarınıza devam edin ve giderek clickera basma süresini  yavaş yavaş uzatın.</p>
<p>Sahibi sabah işe gidip akşam eve gelen ve gün  boyunca evde yalnız kalan bir yavru köpeğe tuvalet eğitimi vermek  oldukça güçtür. Hatta bazı durumlarda imkansızdır. Böyle yavruların  eğitimleri güçleşir ve çok uzun zaman alır. Devamlı gözetim altında  bulundurulamayan yavrulara tuvalet eğitimi verilmesi yukarıda  anlatıldığı gibi köpeğin yanlış yerlere tuvaletini yapması  engellenemeyeceğinden zordur.</p>
<p>YENİ ALDIĞINIZ YAVRU KÖPEĞİNİZE  TUVALET EĞİTİMİ VERİLMESİ İÇİN HERHANGİ BİR EĞİTMENE VEYA EĞİTİM YERİNE  BAŞVURMAYINIZ. TUVALET EĞİTİMİNİ SİZİN KENDİ EVİNİZDE VERMENİZ  GEREKMEKTEDİR. KİMSE SİZİN KÖPEĞİNİZE TUVALET EĞİTİMİ VEREMEZ. SADECE  NELER YAPMANIZ GEREKTİĞİNİ SÖYLEYEBİLİRLER. KÖPEĞİN TUVALET  ALIŞKANLIĞINI KAZANMASI İÇİN BELLİ BİR SÜREYE GEREKSİNİMİ VARDIR. EĞER  HERŞEYİ GEREKTİĞİ GİBİ YAPARSANIZ KÖPEK ZATEN TUVALET ALIŞKANLIĞINI BU  ZAMAN SÜRESİNDE KAZANACAKTIR, EĞİTMENİN YAPMASI GEREKEN BİRŞEY YOKTUR.  BUNUN İÇİN KÖPEĞİNİZİ BİR EĞİTİM YERİNE GÖNDERMENİZ BOŞUNA PARANIZIN  HARCANMASINA VE KÖPEĞİNİZİN GEREKSİZ YERE EVDEN AYRILIP STRESE GİRMESİNE  NEDEN OLACAKTIR.</p>
<p>SABAH İŞE GİDİP AKŞAM GELİYORSANIZ, KÖPEK İLE  EVDE İLGİLENECEK BİRİSİ YOKSA KÖPEĞİNİZİN TUVALET ALIŞKANLIĞINI  KAZANMASI UZUN SÜRECEK BELKİDE HİÇ OLMAYACAKTIR. SİZ DE BOŞ YERE EĞİTMEN  EĞİTMEN DOLAŞARAK DERDİNİZE ÇARE ARAYACAK VE BULAMAYACAKSINIZ.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.apexvet.com/kopekler-tuvalet-egitimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KEDİLERDE DOĞUM</title>
		<link>http://www.apexvet.com/kedilerde-dogum/</link>
		<comments>http://www.apexvet.com/kedilerde-dogum/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Jul 2011 10:40:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Derya KILIÇOĞLU</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kedi]]></category>
		<category><![CDATA[kedilerde anormal yavru]]></category>
		<category><![CDATA[Kedilerde doğum Kedilerde gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[kedilerde doğuma yardım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.apexvet.com/?p=155</guid>
		<description><![CDATA[KEDİLERDE DOĞUM ve DOĞUM iLE İLGİLİ SORUNLAR Kedilerin hamilelik süresi ortalama olarak 63-68 gün arasında değişir. Bazen 61. günde ya da 70. günde de doğum görülebilir. Hamile kalmış bir dişi kedi hamile kaldıktan 2-3 hafta sonra kızışma dönemini geride bırakır ve çiftleşme isteği göstermez. Göğüs uçları belirginleşmeye ve tombullaşmaya başlar. Ama dördüncü haftaya gelene kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>KEDİLERDE DOĞUM ve DOĞUM iLE İLGİLİ SORUNLAR</p>
<p>Kedilerin  hamilelik süresi ortalama olarak 63-68 gün arasında değişir. Bazen 61.  günde ya da 70. günde de doğum görülebilir. Hamile kalmış bir dişi kedi  hamile kaldıktan 2-3 hafta sonra kızışma dönemini geride bırakır ve  çiftleşme isteği göstermez. Göğüs uçları belirginleşmeye ve  tombullaşmaya başlar. Ama dördüncü haftaya gelene kadar kedinizin  karnında belirgin bir şişlik göremezsiniz. Dördüncü haftadan sonra  karındaki şişlik gözle görülür hale gelir ve memeleri büyür.</p>
<p>Hamile  kedileri hamilelikleri boyunca normal kilolarının yaklaşık % 20-25  fazlasına çıkarlar. Bu dönemde beslenme önemlidir. O sebeple genellikle  normal beslenmesine devam edilmelidir ama daha besleyici yiyecekler  verilmelidir. (Hamile kediler için özel mamalar bulunmaktadır.)  Beslenmede aşırıya kaçılmamalı, aşırı kilo almasına sebep olunmamalıdır.  Ayrıca, hamile kedi normal yaşamından alıkonulmamalıdır. (Tabii normal  yaşamında nispeten tehlikeli alanlarda dolaşabiliyorsa hamilelik  döneminde daha kontrollü olmakta fayda vardır.)</p>
<p>Hamileliğin  28. günde bebeklerin bütün iç organları oluşmuştur. Embriyolar yaklaşık  2.5 cm. Büyüklüğündedir, iskelet yapısı ise hamileliğin 40. gününde  gelişmeye başlar ve 50. günde gelişim tamamlanmış olur.</p>
<p>Hamile  kedi doğumdan yaklaşık bir hafta önce doğum için uygun ve güvenilir bir  yer arama başlar. Ev kedileri için en uygun mekan giysi dolap içleri ya  da nispeten kuytu bölgelerdir. Ama bir sepet ya da kuytu köşeye konmuş  geniş bir kutu da hamile kedi tarafından doğumhane ve bebeklerin ilk  günlerinin yuvası olarak seçilebilir. Ama yuva konusunda hamile kedi  zorlanmamalıdır. Seçim ona bırakılmalıdır. (Benim kızım doğum için  alınan muhteşem sepeti yerine eski giysi dolabını tercih etmişti.)</p>
<p>Hamile  kedilerin stresten uzak tutulması gerekir. Ayrıca doğum sırasında olası  hastalık belirtileri ya da olağandışı durumların gözlemlenmesi halinde  veteriner desteği geciktirilmemelidir. Ayrıca hamile kedilerde zaman  zaman hemoroid sıkıntısı baş gösterebilir. Hemoroid sıkıntısının  hafifletilmesi hususunda veterinerinize danışabilirsiniz. (Anüse ılık  suya batırılmış pamukla masaj yapılması ve vazelinle kremlenmesinin  rahatlatıcı etkisi olabilir. Ayrıca katı beslenme yerine daha sulu  beslenmede tuvalete çıkmayı kolaylaştıracaktır.)</p>
<p>Doğuma Hazırlık</p>
<p>Doğum öncesinde siz de hazırlığınızı yapmalısınız.</p>
<p>İşte Büyük Anne ya da Büyük Baba�nın Doğum Çantası ;</p>
<p>2-3 adet temiz yüz havlusu ve temiz bezler,</p>
<p>� Temiz Bir Makas (Göbek bağını kesemeyen anneye yardım için)</p>
<p>�  Kedi Pompası (Kedi yavrularının burnunda bazen mukoza kalabilir ve  nefes almalarını zorlaştırır. Pompa bebeğin burnundan içeriye hava  verecek şekilde değil,burun içindeki mukozayı emecek şekilde kullanılır.  Bunun için pompa sıkılı iken burun içine hafifçe sokulur ve burun  içindeyken pompa serbest bırakılır. İğnesi çıkarılmış bir şırınga da bu  işi görebilir)</p>
<p>� Temiz diş ipi (Göbek bağını bağlamakta kullanılmak için)</p>
<p>� Vazelin (Çıkmakta zorlanan yavruyu dışarıya çıkarabilmeye yardımcı olmak için)</p>
<p>� Dezenfektan</p>
<p>� Şırıngası çıkarılmış yeni bir şırınga</p>
<p>� Temiz kauçuk eldiven (mümkünse operasyonlarda kullanılanlardan. Eczanelerde bulunabiliyor.)</p>
<p>� Kedi yavrusu için biberon ve anne süt tozu (şayet anne kedi bebeklerine bakmayı reddederse beslenmeyi geciktirmemek için)</p>
<p>Doğum</p>
<p>Muhteşem  saatlerin başlamasından önce hamile kedi doğumun başlayacağının  işaretini verir. Doğuma beş kala, ağız şapırdamaları başlar, yattığı  yere mukoza salgıları bırakabilir, nefes alışı hızlanır. Daha sonra ağız  şapırdamaları çoğalır, nefes alış derinleşir. Bazı hamile kediler  miyavlayarak dolaşma eğilimindedirler. Doğumun başlaması hamile kedinin  vulvasından (cinsel organı) su gelmesi ve doğum kesesinin görünmesiyle  başlar.</p>
<p>Doğum yapılan yerin temiz olması gerekir. Hamile kedinin  altında geniş bir havlu ya da bez yayılı olması akıntıların emilmesine  yardımcı olacaktır.</p>
<p>İlk bebek 20 dakika içinde doğar. Diğer  bebekler genellikle arkası arkasına gelir ama bazen diğer bebeklerin  gelişi daha uzun da sürebilir. Nadiren de olsa doğumun tamamlanması 24  saat sürebilir. Böylesi bir durumda anne kediyi besleyici yiyeceklerle  desteklemekte fayda vardır. Ama doğum anında ters giden bir olayla  karşılaşılması halinde veteriner haberdar edilmelidir. Hatta doğum olayı  başladığında veterinerinizi haberdar etmeli ve acil bir durumda  çağrılmaya hazır olması rica edilmelidir.</p>
<p>Her bebeğin  normalde önce başı gelir. Anne kedi dili ile gelen bebeği hemen yalamaya  başlayarak onun ilk nefesini almasını sağlar. Bebekler ağlar ve  gerinirler. Bu aynı zamanda onların sağlıklı olduklarının da bir  göstergesidir.</p>
<p>Anne kedi bebek ile arasındaki kordon  bağını dişi ile keser ve plezantayı genellikle yer. (Sokak kedileri için  bu ilk değerli besindir.) Bebekler doğar doğmaz annelerinin karın  bölgesinde toplaşırlar ve annelerinin memelerine uzanırlar. Kedi  yavruları, nispeten sağırdırlar ve gözleri henüz görmez.</p>
<p>Genellikle kediler bir doğumda iki ile altı arasında bebek doğururlar.</p>
<p>Normal doğum sırasında bebekler tutularak çekilmeye kesinlikle çalışılmamalıdır. Hatta mümkünse bebeklere dokunulmamalıdır.</p>
<p>Doğum ve Stres</p>
<p>Hamile  kedi doğuma başladığında yanında başka bir kedi olmamalı ve kendini  güvende hissetmelidir. Normal akışındaki doğum sırasında müdehalede  bulunulmamalı, yer değişikliğine kalkışılmamalı, doğum tamamlana dek  herşeyi yolunda olması kaydıyla gözlemci olarak odada kalınmalıdır. Bazı  kediler kimseyi yanlarında istemezler. Bu durumda göz kontrolünü ara  ara yapmakta fayda vardır. Kimi kediler doğumdan sonra bebeklerine  yaklaşılmasını istemezler, kimileri ise yaklaşılmasına izin verirler.  Kedinizin bu kararını saygıyla karşılamalı ve onun isteğine uymalısınız.  Ayrıca doğumdan sonraki günlerde kesinlikle yavru kedileri ne sebeple  olursa olsun annelerinden ayırmamalı ve fazla elinizde tutmamalı ya da  ev içinde gezdirmeye çalışmamalısınız.</p>
<p>İlk Kez Anne Olan Kediler</p>
<p>Genellikle  ilk kez anne olacak kediler için doğumdan ürkmesi ve çocuklarını  istememesi gibi kaygılar duyulur. Bazı kediler için doğum travmatik bir  etki yaratabilir ve yaşadığı ağrı ve acıdan dolayı korkarak ürkebilir.  Doğumdan sonra eğer anne kedi yavrulara ilgi göstermiyorsa yavrularına  ilgi göstermesi yönünde teşvik edilmelidir. Doğum sonrasında asla ve  asla stres yaratılmamalı, sevecen bir tavır ile anne ile yavruların  birlikteliği sağlanmalıdır. Ama eğer her çabaya rağmen anne kedi  bebeklerini reddediyorsa işiniz gerçekten zordur, çünkü yavru kedileri  yaşatma çabası size düşecektir. Bu konuda kesinlikle bir veteriner  yardımına ihtiyaç duyacaksınız. Böylesi bir durumda umudunuzu  yitirmeyin. Gerçekten samimi ve emek-yoğun bir çaba ile yavrular hayatta  kalabilir ve yaşamlarını sürdürebilirler.</p>
<p>Doğumdan Sonra</p>
<p>Başa Dön</p>
<p>Doğumun  tamamlanmasından üç dört saat sonra kedinizin altındaki havlu ya da  şilteyi değiştirebilirsiniz. Anne kedi genellikle 2-3 gün içinde normal  sağlığına geri döner. Doğumun tamamlanmasından sonraki günlerde anne  kediye normalin 3 katı yemek verilmelidir. Su bu beslenmede önemli bir  yer tutmaktadır.</p>
<p>Komplikasyonlar</p>
<p>Bebeğin ters gelmesi</p>
<p>Bazen  bebek kedinin başı yerine kuyruğu ilk olarak gelir. Bu durumda yavru  kedinin çıkışı kontrol altında izlenmeli, zorluk halinde kauçuk eldiven  giyilerek, parmak kanca şekline getirilip bebek çok yavaşça vulvadan  çekilmeye çalışılmalıdır. Bu işlem sırasında vulvanın çevresine vazelin  sürülmesinin çıkmayı kolaylaştırması mümkündür.</p>
<p>Anne kedinin kalçasını duvara yaslaması</p>
<p>Doğum  sırasında telaşa kapılan kimi kediler arka taraflarını duvara/dolaba  yaslayarak çıkmakta olan yavru ve kendisi için komplikasyon yaratabilir.  Bu durumda hamile kediye engel olunmalı ve kendisini dayamaya çalıştığı  yerden uzak tutulmamalıdır.</p>
<p>Doğum kesesinin çıkmadan anne kedice yırtılması</p>
<p>Bu  durumda bazen komplikasyonlar oluşabilir. Bebeğin çıkması zorlaşabilir  ve çıkış sırasında yavrunun beyninin zarar görme ihtimali belirebilir.  Vulvanın çevresine vazelin sürülmesinin çıkmayı kolaylaştırması  mümkündür.</p>
<p>Bebeğin ayağının doğum kanalında takılı kalması</p>
<p>Bu  da ciddi bir durum olabilir. Durum dikkatle gözlemlenmeli. Özellikle bu  durum hem anne kedi hem de yavru için oldukça yorucu olabilir. Bu  durumda yavru kedinin çıkışı kontrol altında izlenmeli, zorluk halinde  kauçuk eldiven giyilerek, parmak kanca şekline getirilip bebek çok  yavaşça vulvadan çekilmeye çalışılmalıdır. Bu işlem sırasında vulvanın  çevresine vazelin sürülmesinin çıkmayı kolaylaştırması mümkündür. Ama  çıkma işlemi çok uzun sürdü ise veteriner çağrılmalıdır.</p>
<p>Ölü doğum</p>
<p>Ne  yazık ki bazen ölü doğum da söz konusudur. Ölü doğum halinde yavru kedi  her ihtimale karşı hemen alınmalı, hafifçe sallandıktan sonra burun ve  ağzından suni teneffüs yaptırılmalıdır. Bazen ölü doğan yavru kediler  suni teneffüs sonrası yaşama dönmektedirler. Şayet yavru  kurtarılamıyorsa anne kedinin yanından alınmalıdır. Zira anne kedi  normal davranışları göstermeyen ölü doğan yavrusuna dikaktini yönelterek  doğum olayını tamamlamakta zorlanabilir.</p>
<p>Sezeryan</p>
<p>Bazı  dişi kedilerin normal doğum yapmaları çok zor olabilir. Bu durumda  sezeryan ile doğum en iyi çözümdür. Ama sezeryanın yapılıp  yapılamayacağı kararını bir veteriner verebilir.</p>
<p>Doğuma Bağlı Hastalıklar</p>
<p>� Pyometra ; Rahim enfeksiyonu.. Rahmin enfeksiyon kapması, ağır vakalarda antibiyotik tedavisi gerekir.</p>
<p>�  Süt hasatlığı ;Bazı anne kediler yavrularını emzirmekten dolayı kendi  ihtiyaçları olan kalsiyumu da kaybedebilirler, bu durumda veterinere  danışarak kalsiyum desteği sağlanmalıdır.</p>
<p>� Mastitis ;Emziren  anne kedinin meme çevresi ya da uçlarının yara olması ya da enfeksiyon  kapması durumu. Bu durumda antibiyotikli kremler kullanılması  gerekmektedir.</p>
<p>� Süt Azlığı; Bazı anne kedilerin sütü azdır ve  yavrularına yetişmeyebilir. Sütü arttırıcı beslenme mümkünse de başarılı  olunmaması halinde anne kedinin yavruları beslemesine yardımcı olunmalı  ve anne sütü tozu ile yavrular kedi biberonu kullanılarak  beslenmelidir.</p>
<p>Bebeklerde Görülen Anormallikler</p>
<p>Yeni  doğmuş kedilerde az da olsa aşağıdaki anormallikler görülebilir.  Bunların varlığı halinde veterinerinize mutlaka danışmalısınız.</p>
<p>� Yarık dudak</p>
<p>� Görme azlığı</p>
<p>� Kalp sorunları</p>
<p>� Fıtık</p>
<p>� Dışarı çıkmış barsak</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.apexvet.com/kedilerde-dogum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

