KEDİ VE KÖPEKLERDE KUSMA

Ekleyen: Derya KILIÇOĞLU  :  Katagori: Hamster, Kedi, Köpek, Kuş

 

 Kusma birçok hastalığın önemli Bir semptomudur. Merkez itibariyle kusma santral ve periferik kusma olarak 2’ye ayrılır.

Santral Kusma: Medulla oblongatadaki (Beynin omuriliğe bitişik olan son kısmı) kusma merkezinin uyarımına bağlı olarak gelişir. Ayrıca trigger zone(tetikleme bölgesinin) kimyasallarla uyarımı   sonucunda da kusma merkezi uyarılırak kusma meydana gelir. Bazı antiemetikler(kusma önleyiciler)

Trigger zone aracılığıyla kusmayı engellerler.

Bazı ilaçların yan etkisi olan kusma da tetikleme bölgesinin uyarımıyla şekillenir.

Tetikleme bölgesi uyarıldığında mide üst sfinkteri gevşer ve mide düz kasında şiddetli kasılmalar sonucu kusma gerçekleşir.

Üre hem kusma merkezini hem de trigger zone’u uyararak kusmaya neden olur.

 Periferal Kusma: gastral(mideye ait) ve intestinal(bağırsaklara ait) reseptörlerin uyarımına bağlı olarak gelişen kusmadır.Bu reseptörler medulla spinalisteki refleks merkezini stimüle ederler.Aşırı yem alımı, hepatitis, tonsilitis, faringitis,peritonitis, özofagitis,gastritis, enteritis, uterus ve üriner sistem hastalıkları , yabancı cisimler, gıda alerjileri(bazı tahıllar,süt,yumurta, balık vb) ve parazitler periferal kusmaya neden olabilr.

Ayrıca özellikle kedilerde , stres nedeniyle salivasyon artışı(aşırı tükürük salgılama) ,abdominal kasların(karın kaslarının) aşırı kasılması ve kusma şekillenebilmektedir.

Kusma iki haftadan az süredir devam ediyorsa akut kusma olarak nitelendirilir.

Bu tip durumlarda

Farklı bir şey yedi mi,yakın tarihte gıda değişimi oldu mu, gıda miktarında değişiklik yapıldımı, herhangi bir ilaç-kimyasal madde uygulandı mı,yaşam şekli yahut aşı uygulaması gibi herhangi bir etkene maruz kaldı mı, kusmaya eşlik eden başka bir semptom varmı gibi sorulara verilecek yanıt tedavi açısından çok önemlidir.

Kusma iki haftadan uzun süredir devam ediyorsa kronik kusma olarak nitelendirilir .

Kusmalar aralıklı mı devam ediyor, kusma sıklığı ne kadardır,eşlik eden ateş, iştahsızlık, kilo kaybı gibi belirtiler var mı

Hasta bitkin, halsiz mi, kusma sıklığı giderek artıyor mu,  kusma inatçı mı, çevresel kontaminasyon ve bulaşıcı hastalık olasılıkları gibi sorulara yanıt aranmalıdır.

Kusma içeriğinin görüntüsü  nedene ilişkin pek çok ipucu verir

Parazit ; kusmukta olan parazitler direkt kusma nedeni olabilir

Mukus, kusmuk içeriğindeki mukus mide ve bağırsaklardaki irritasyonu belirtir

Safra; kusmuğun köpüklü sarı yada yeşil olması safranın duedonuma salındığını ancak gastroduodenal reflü olduğunu gösterir.

Taze kan; kusmuk içeriğinde taze kan özofagus yada mide girişinde yeni bir kanamanın olduğunu gösterir

Sindirilmiş kan; kahve tanesi görünümündedir. Midede ya da ince bağırsaklarda bir süredir kanamanın olduğunu gösterir.

 Kusma içeriğinin dışkı gibi kokması; intestinal obstrüksiyon(bağırsak tıkanması) ,ileus(barsaklardaki geçişin engellenmesi)’un eşlik ettiği peritonitis(karın zarı iltihabı) gibi nedenlerle şekillenir.

Gıda alımı ile kusma arasındaki zaman bize önemli ipuçları verir.

Örneğin kusma yemekten 12 saat sonra gerçekleşiyorsa midenin boşalması geçikiyor demektir.

  Kusmaya çalışma ancak kusamama ; köpeklerde gastrik dilatasyon-volvulus sendromu (GDVS) kedilerde de mideyi hemen hemen takayacak büyüklükte tüy yumaklarının oluşumu

  Fışkırır tarzda kusma; gastrik çıkış tıkanıklarını akla getirir.  

Kusan hastalarda doğru zamanda tedaviye başlamak,çok önemlidir.Çünkü kusma ile vücut ciddi anlamda su kaybeder bunun dışında elektrolit dengsi de bozulur. Bu nedenle  zaman kaybetmeden veteriner hekiminize başvurmanızı öneririz.

Bakteriyel Deri problemleri ( Bakteriyel Dermatozlar )

Ekleyen: Derya KILIÇOĞLU  :  Katagori: Kedi, Köpek


Bakteriyel Deri problemleri ( Bakteriyel Dermatozlar )

Piyoderma yada bakteriyal dermatozlarla köpeklerde sık sık karşı karşıya kalırız. Bu tip enfeksiyonlara neden olan primer etken Staphylococcus intermedius’tur.  staphylococcus mukozaların özellikle de nasal , genital ve anal mukozaların doğal konakçısı olarak düşünülür ve derinin okşanması,tüylerin taranması veya diğer maniplasyonlar sırasında çevreye yayılır.

 

Bakteriyel deri hastalıkları kedilerde daha nadir görülür. Kedilerde görülen bakteriyel formlar genelde ısırık ve tırmalama sonucu gelişen subcutan (deri altı) apseler en yaygın formudur. Kedilerin superfacial (yüzeysel) ve deep (derin) deri enfeksiyonları çoğu zaman metabolik veya immunolojik hastalık sonucu gelişir. Derin piyodermalarda pek çok farklı aerobik ve anaerobik bakteriler üreyebilmektedir.

Piyodermanın nedenleri

Allerji: atopi ,pire ve gıda alerjileri vb

Ektoparazitler

Otitis externa (Dış kulak Yangısı)

Psikojenik Özellikle pati, kuyruk ve karın bölgesinde

Travma , ısırıklar, enjeksiyon reaksiyonları

Hiper yada hipotiroidizme bağlı sekonder olarak gelişen reaksiyonlar

İç hastalıkları: ürolitiazis yabancı cisimler vb

 

Tedavi:

Tedavi de veteriner hekim muayenesi ve konulan doğru teşhis çok önemlidir. Tedavi sürecinde bölgenin ventilasyonu (hava alması) için ,bölgenin kılları tıraş edilmelidir.

Olası nedenlergöz önünde tutulup ortadan kladırılmalıdır.

Yakalık veye bandaj uygulayarak kaşıma önlenmelidir.

 

Tedavide veteriner hekimin önerdiği şampuanlar, topikal merhemler ve terapotik ilaçlar düzenli kullanılmalı , tedavi süreci içinde rutin kontroller mutlaka yapılmalıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


KÖPEKLERDE BURUNDA ERİTEMATOZ

Ekleyen: Derya KILIÇOĞLU  :  Katagori: Köpek

Systemic Lupus Erythematosus

Hastalığın nedeni nedir?

Özellikle iki yaş üzerindeki yetişkin köpeklerde sıklıkla görülen ve iskelet sistemi, deri, böbrekler, sinir sistemi başta olmak üzere bir çok sistemi etkileyen bir immun sistem hastalığıdır.

Hastalığın nedeni tam olarak belirlenememiş olmasına karşın, genetik faktörler, immun sistem bozuklukları, ilaçlar gibi bazı faktörlere bağlı olarak şekillendiği görüşü hakimdir. Hastalığın oluşumunda viral etkenlerin de rol oynadığı ve özellikle Collie ve German Shepdog ırkı köpeklerde hastalığın başlamasında önemli bir etken olduğu bilinmektedir.

Hastalığın gelişimi nasıldır?

Hastalığın oluşumunda, Tip 1 ve Tip 2 olarak adlandırılan iki gen etkindir. Tip 1 geni hastalığa yatkınlık oluşturur, Tip 2 ise hastalığın tipini belirler. Bu iki genin birlikte yaptığı etkiyle sistemik lupus erythematosus başlar. Dolaşım sisteminde antijen antikor kompleklerinin artması veya eritrosit, lökosit ve trombositlere özgün antikorların artışına bağlı olarak immun sistemde şekillenen bozulmalar nedeniyle bağışıklıkla ilgili yanıtların oluşumunda aksamalar şekillenir. Bu nedenle bağışıklık sistemi gerekli olan düzende çalışamaz ve bir çok farklı otoantikor üretimine neden olur. Bunun sonucunda vücutta pek çok sistem olumsuz etkilenir.

Hastalığın belirtileri nelerdir?

Hastalığın klinik olarak görülebilecek ilk bulguları, halsizlik, iştahsızlık ve zayıflama gibi diğer immun sistem hastalıklarında görülebilecek genel belirtilerdir. Ancak hastalığın spesifik belirtileri vücudun etkilenen sistemlerine bağlı olarak farklılıklar gösterebilir. Hastalığın seyri sırasında zaman zaman iniş çıkışlar gösteren değişken bir ateş sürekli olarak tespit edilebilir belirtilerden biridir.

İskelet ve kas sisteminin etkilendiği durumlarda görülebilecek karakteristik bulgu yürüme bozuklukları ve topallamadır. Adımlar isteksizce, sert ve kısadır. Eklemlerde şekillenen yangıya bağlı olarak zamanla bu belirtiler daha da artabilir. Eklem bölgesindeki bu yangı (polyarthritis) genellikle noneroziv (dokularda yıkımlanmaya neden olmayan) karekterdedir.

Deri lezyonları çoğunlukla ağız boşluğu, yüz bölgesi, kulak ile ayaklarda şekillenir ve dermatitis formundadır. Oluşan lezyonların simetrik oluşu dikkat çekici bir belirtidir. Oluşan lezyonlar başlangıçta hafif ülserler şeklindedir. Zamanla kabuklanma ve sızıntıların görülmesiyle birlikte tüy dökülmeleri de şekillenebilir. Derideki bu belirtiler bakteriyel bir deri enfeksiyonu şeklinde gelişir ancak hemen hemen her zaman antibiyotik tedavisine olumsuz cevap verir.

Hastalık genellikle otoimmun hemolitik aneminin gelişmesine neden olur. Sıklıkla görülen bu durumda burun kanaması, mukozalarda solgunluk, deride, ağız içi ve diş etlerinde nokta şeklinde kanama odakları şekillenebilir. Zamanla sarılık da şekillenebilmektedir.

Böbreklerin etkilendiği durumlarda klinik olarak görülebilen belirgin bulgu kanlı bir idrarın varlığıdır. Çoğunlukla glomerulonefritis şekillenmektedir.

Hastalığın yaygın olmayan ancak spesifik belirtileri ise pleuritis (gögüs boşluğunu ve akciğerleri örten zarın yangısı), merkezi ve çevre sinirlerde hasar veya yangı, kalp kası ve kalp zarında yangı ile birlikte vücudun tüm kaslarında yangı ve güçsüzlüktür.

Sonuç

Hastalık vücutta bir çok sistemi etkilediğinden klinik belirtiler oldukça değişken ve çeşitli olabilir. Bu nedenle teşhisi oldukça güçtür. Hastalığın teşhisi için özel testlerden faydalanılmalıdır.

Tedavisi medikal olarak yapılabilir. Erken dönemlerde tespit edilmesi hastalığın gelişiminde olumlu sonuç alınması yönünden faydalıdır. Tespit edildiği andan itibaren hastalar herhangi bir bakteriyel enfeksiyondan korunmalıdır.

Özellikle böbreklerin etkilenmiş olduğu ilerlemiş vakalarda üremi şekillenmesine bağlı olarak ölümler görülebilir.

KÖPEKLER TUVALET EĞİTİMİ

Ekleyen: Derya KILIÇOĞLU  :  Katagori: Köpek

Yavru köpeğin tuvalet alışkanlığını kazanması zaman alır. İki, üç aylık yavrudan tuvalet alışkanlığını kazanmasını kimse bekleyemez. Köpeğin tuvaletini nereye yapacağını öğrenmesi bazen altı aylık olana kadar, bazı ırklarda bundan da fazla sürebilir. Bazı kişiler İki, üç aylık yavruyu eve getirdikten sonra üç, beş günde tuvaletini öğrenmesini beklemektedirler. Bu imkansızdır. Köpeğin kasları güçlenmediğinden istese de tuvaletini tutamaz ve geldiği zaman yapmak zorundadır.
Bebeklerin de yürümeye başladıktan sonra altları bezlenmektedir, onlarında tuvalet alışkanlığını kazanmaları için belli bir süreye ihtiyaçları vardır. Bana çok sayıda e-posta ile bu konuda soru gelmekte ve yeni yavru alanlar köpeğin tuvaletini öğrenemediğinden ve evdeki pislikden şikayetci olmaktadırlar. Yavru büyütürken bu pisliğe katlanılması gerekmektedir. Eğer köpeğin tuvaletini öğrenene kadar geçecek olan üç, beş ay içinde bunlara dayanamayacaksanız yavru köpek almamalısınız.

Tuvalet eğitimine başlanmadan önce köpek sahibinin bilmesi ve daima göz önünde bulundurması gereken, köpek davranışlarını doğru olarak anlamak ve olayı köpeğin bakış açısından görmekdir. Köpek doğru ve yanlışı sadece tehlikeyi ve emniyeti öğrendiği zaman algılayabilir. Bir yerde köpek için doğru yada yanlış yoktur. Köpek kendisi için tehlikeli olarak bildiği şeylerden kendini sakınır, emniyetli olarak gördüklerini ise uygular. Köpeğe verilen ödüller, pozitif pekiştirmeler ona emniyeti; pozitif cezalandırmalar, negatif pekiştirmeler sakınması gerekenleri öğretir.
Tuvalet eğitimi sırasında köpeğin tuvaletini yaptığı yer istenmeyen bir yer ise ve buraya tuvaletini yaparken yakalanmış ve cezalandırılmışsa bu yer onun için tehlikeli olarak algılanır. Bunun aksine tuvaletini yaptığı yer istenilen bir yer ise ve yaptığı anda ödüllendirilirse veya hiçbir ceza görmezse burası da onun için emniyetli bir yer olarak algılanır. Bunun yanında cezayı ve ödülü veren sahibin köpeğin tuvaletini yaptığı an yanında ve ona görünür olması veya olmaması köpeğin, sahibinin yokluğunda veya varlığında durumu emniyetli veya tehlikeli olarak algılamasına da yol açar.
Bir kaç örnek vermek gerekirse köpek oda da tuvaletini yaparken yakalanıp cezalandırılırsa sahibinin yanında odaya tuvaletini yapmayı tehlikeli olarak algılayacaktır. Fakat sahibi oda da yokken yaparsa doğal olarak anında cezalandırılamayacağı için oda da sahibinin yokluğunda tuvaletini yapmayı emniyetli olarak algılayacak ve sahibinin yokluğunda tuvaletini yapmaya devam edecektir. Oda da sahibi varken gidip masanın altına veya koltuğun arkasına tuvaletini yapatığında ise sahibi tarafından görülmeyeceği için anında cezalandırılamıyacak, bu durumda da köpek oda da sahibi olsa bile masa altına ve koltuk arkasına tuvaletini yapmayı emniyetli olarak algılayacak ve yapmaya devam edecektir. Köpeğin tuvaletini yapmasını istediğimiz yer evin dışında ise her tuvaletini yaptığında ödüllendirilmesi ve bu davranışının pekiştirilmesi köpeğin dışarısını emniyetli olarak algılamasına neden olacaktır.
Tuvalet eğitiminde başarılı olmanın şartı köpeği devamlı gözetim altında tutmak ve tuvaletini yapacağı an anında müdahale etmektir.
Köpeğinizi tuvaletini yapmak için dışarı çıkardığınız zaman onunla oynamamanız, gezmeye başlamamanız gerekmektedir. Köpeğin çişini ve kakasını yapana kadar bekledikten ve yaptığı anda ödüllendirdikten sonra oyuna ve gezmeye başlamanız köpeğin yaptığı bu davranışın arkasından ödül, oyun ve gezinti geleceğini bilmesi, evin dışına yaptığı tuvaletinin pekiştirilmesine neden olacaktır. Eğer köpeği dışarı çıkardığınızda önce gezdirir ve oynar tuvaletini yaptıktan sonra da alıp eve götürürseniz, köpek dışarı tuvaletini yapmasını oyunun bittiği ve eve girilme zamanının geldiği olarak algılayacağından dışarıda yapılan bu davranış pozitif pekiştirilemiyecek, hatta negatif cezalandırmaya dönüşecek ve dolayısıyla her dışarı çıktığında tuvaletini yapmakta gecikecek belkide sizin bu süreyi beklemeyip köpeği içeri almanıza neden olacaktır.
Yukarıda anlatılanlardan da anlaşılacağı gibi köpeğe tuvalet eğitimi verilirken her eğitimde olduğu gibi istenen davranışlar ödüllendirilip pekiştirilecek ve istenmeyen davranışlarda daha yapılmadan önlenecek veya görmezlikten gelinecektir.
Köpeğin tuvaletini istenilen yerde yaptığı zaman ödüllendirilmez ise bu tuvalet eğitimi olmaktan çıkıp köpeği kendi başına bırakmak olur. Eğitimde mutlaka ödüllendirme (pekiştirme) olmalıdır.
Köpeğe vereceğiniz tuvalet eğitiminde uyulması ve uygulanması gereken bazı yöntemler ve araçlar vardır. Bunların başında kafes eğitimi gelmektedir.

KAFES EĞİTİMİ
Kafes yöntemi tuvalet eğitiminde en etkililerinden biridir. Kafesin boyu köpeğin ırkına göre büyüdüğü zaman bile içinde rahatca yatabileceği bir boyda olmalıdır.
Kafes ile tuvalet eğitiminde kafes köpeğe pozitif pekiştirme ile tanıtılmalı, köpeğin kafesi sevmesi sağlanmalı ve içine girmeye istekli hale getirilmelidir. Kafesin içine yumuşak bir bez, battaniye konulmalı ve köpeğin yatarken rahat etmesi sağlanmalıdır. Köpek ilk olarak kafesin yanına getirildiğinde kapısı açık bırakılmalı ve köpek kesinlikle içeri sahibi tarafından konulmamalıdır.
Köpeğin sevdiği bir oyuncak köpeğe gösterilmeli ve sonrada bu oyuncak kafesten içeri atılarak köpeğin girip alması beklenmelidir. Köpek kafesten ürkebilir ve girmeyebilir. Bu durumda oyuncak sadece kafesin hemen kapısı önüne atılmalı ve oradan köpeğin alması beklenilmelidir. Daha sonra oyuncak yavaş yavaş daha içerilere atılıp köpeğin almasına olanak tanınmalıdır. Köpek oyuncağı almak için kafesin içine girmeye başladığı zaman köpeğin alışmış olduğu cesaretlendirici sözler söylenmeli, el içeri sokulup köpek sevilmelidir bu esnada köpek içeri girdiği zaman içeri atılacak ödül mamaları ile köpeğin içeri girmesi pekiştirilmelidir. Kafesin kapısı kesinlikle köpeğin üstüne kapatılmamalı ve bu işlemler köpek devamlı olarak kendi isteği ile kafesin içine girip çıkarak oynamaya devam edene kadar devam edilmelidir. Köpeğin mama vakti geldiğinde köpek gene bir oyuncak atılarak kafesin içersine gönderilmeli arkasından mama tası kafesin içersine, kapının yanına konmalı ve köpeğin kafes içindeyken mamasını yemesi sağlanmalıdır. Yemeğini bitiren köpek çağrılmalı ve dışarı çıktığında tuvaletini yapacağı yere götürülmelidir. Köpeğin yemeğini yedikten sonra içerde kalmasına ve buraya tuvaletini yapmasına kesinlikle müsade edilmemelidir.
Bu şekilde köpek kafesi iyice tanıdıktan ve alıştıktan sonra kapısı köpek içeride iken kapatılabilir. Kafesin kapısı kapatılırken köpeğin gene içeri kendinin girmesi sağlanmalı ve yanında oyuncağının bulunması gerekmektedir. Köpeğin kapısı kapalı kafeste ilk defalar fazla kalmasına müsaade edilmemelidir. Sahibi kafesin yanında bulunmalı ve 3-5 dakika sonra kapıyı açmalıdır. Köpek dışarı çıkarsa bir müddet dışarıda oynayıp sonra tekrar köpeğin içeri girmesi sağlanmalı ve kapı tekrar kapanmalıdır. Bu işlemlere sık sık devam edilmeli ve köpeğin içeride kalma süresi yavaş yavaş arttırılmalıdır. Köpeği kafesin kapısı kapalı iken içerde kalmaya alıştırırken sahibi kafesin yanından ayrılmamalıdır. Köpeğin yaşı ne kadar küçükse, kafeste kalma süresi de ona göre az olmalıdır. Eğer 2 aylık kadar bir köpeğiniz varsa en fazla yarım saat kafeste bırakabilir ve zamanla bir saate kadar çıkarabilirsiniz. Önceleri her yarım saatte bir köpek dışarı çıkarılmalı ve tuvaletini yapmasına, oynamasına izin verilmelidir. Kafes gün içerisinde sahibinin devamlı görebileceği evin uygun bir yerinde olmalıdır. Örneğin mutfağa veya sık oturduğunuz bir odaya konabilir. Mutfak ve bu gibi bir odaya gün içinde sıklıkla gireceğiniz için köpeği kafes içinde izlemek rahat olacaktır. Kafesin geceleri sahibinin yattığı odaya alınması faydalıdır. Kafes içinde kalma sürelerine gecede uyulmalıdır. Fakat geceleri süreler daha uzun tutulabilir. Sabaha karşı erken uyanan köpek kafeste izlenmeli ufak seslerle mızmızlanmaya başladığı zaman kafesin yanına gidilmeli fakat hemen kapısı açılmamalıdır. Bir süre beklenmeli köpeğin sesini kestiği an kafes dışına alınmalıdır. İleride her ağladığı zaman kafesten alındığının farkına varan köpek bunu kafesten çıkmak için kullanabilir ve dışarı çıkmak istediğinde devamlı kafes içinde bağırabilir.
Yavru köpek kafesine alışıp kendi kendine girip çıkmaya başladıktan sonra kafesin kapısı artık kapanmayıp kafesin etrafı çevrilerek kafes de içinde olmak şartı ile köpeğe bir alan bırakılmalıdır. Bu alan içersine de kafese en uzak olan yere gazete kağıdı konmalı, kafese yakın yere ise köpeğin mama ve su kabı konmalıdır. Köpek bir müddet sonra gazete kağıdına kaka ve çişini yaparken kafesi sadece yatmak için kullanmaya başlıyacaktır. Bu yöntem özellikle köpeği fazla izleyemeyenler için daha iyi bir yol olacaktır. Eğer kafesi çevreleyecek çit gibi bir şey bulmazsanız evdeki küçük bir odayı da kullanabilirsiniz. Bu odaya yukarıda tarif ettiğim gibi kafesi yere sereceğiniz gazeteden uzak bir yere koymanız gerekir ki yavru yattığı yer ile tuvaletin yapılacğı yeri ayırt edebilsin. Oda da yerlerde halı, kilim gibi herhangi birşey olmamalıdır. Köpekler genelde tuvaletini yumuşak bir yere yapmak ihtiyacındadırlar. Onun için yerde gazeteden başka birşey olmazsa gidip onun üzerine yapmak isteyecektir. Yurtdışında evcilhayvan mağazalarında bu iş için çimlendirilmiş topraklar satılmaktadır. Bu çim tuvalet eğitimi için daha elverişlidir. Eğer imkanınız varsa sizde bulacağınız uygun bir kaba çim ekip kullanabilirsiniz.

KAFES ANNE YANINDAN AYRILMIŞ 2 AYLIK KÖPEKLER İÇİN UYGUNDUR. BAZI KÖPEK SAHİPLERİ 2 – 3 YAŞINDA DAHİ EVE TUVALETİNİ YAPAN KÖPEKLERİ KAFESE KOYARAK TUVALETİNİ TUTMASINI ÖĞRENECEĞİNİ SANMAKTADIR. BU KÖPEKLERİN BAŞKA SORUNLARI VARDIR. KAFES KÖPEKLERE TUVALET EĞİTİMİ VEREN SİHİRLİ BİR ARAÇ DEĞİLDİR. EĞER KAFESİN NASIL KULLANILACAĞINI ANLAMAMIŞSANIZ KULLANMAYINIZ. KÖPEĞİNİZİN DAHA DA KÖTÜ DURUMA GELMESİNE NEDEN OLURSUNUZ. EVDE GÜN BOYUNCA YALNIZ KALAN KÖPEKLER İÇİN KAFES KULLANMAYINIZ. KAFES İLE TUVALET EĞİTİMİ SAHİBİ GÜN BOYUNCA BAŞINDA DURAN KÖPEKLER İÇİN UYGUNDUR.

KAFES EĞİTİMİNE ALTERNATİFLER
Kafesin mümkün olmadığı zamanlar başka alternatif metodlarda uygulanabilir. Bu durumda köpeğe kafes gibi içinde bulunduğu sürece rahat edeceği, içinde bulunmaktan hoşlanacağı kısıtlı bir alan hazırlanır. Bu kısıtlı alan kafes eğitiminde olduğu gibi bir işlev görecektir. Bu alanı evde yaratmak bir yerde sizin yaratıcılığınızada kalmıştır. Örneğin evde bulunan ve köpeğin üzerinden atlayıp geçemeyeceği büyüklükteki bavul ve çantalarla bu kısıtlı alanı yaratabilirsiniz. Köpeğin rahatca yatıp kalkabileceği, dönebileceği bir alan bırakacak şekilde bavulları duvarın kenarına bir dörtgen olacak şekilde yerleştirin. Altına aynı kafeste yaptığınız gibi rahat bir şeyler hazırlayın. Bu alanın bir köşesini sanki kapı gibi aralık bırakın. Bütün bu hazırlıklardan sonra uygulayacağınız işlemler yukarıda kafes metodunda anlattığımın aynısı olacaktır sadece kafes yerine bu hazırladığınız yeri kullanacaksınız. Ben bahçede bakacağım bir köpeğime tuvalet eğtimini evin giriş holünde odunlarla hazırladığım ve önüne de kontrplak bir plakadan kapı koyduğum bir alanda vermiştim.
Kafes eğitiminde bebekler(insanlar) için olan parklarıda kullanabilirsiniz. Yalnız burada dikkat etmeniz gereken parkın parmaklık aralarının fazla geniş olup köpeğin çıkmak için boynunu bu parmaklıklara kıstırmamasıdır. Ayrıca bu park ahşap ise ağacı kemirmemesine de dikkat edilmelidir. Bebek parklarının yapısında köpekler için yapılmış büyük üstü açık tel kafeslerde vardır bunlarıda kullanmak başka bir seçenek olabilir.
Bunlardan hiç birini yapmanız mümkün değilse mutfak veya banyo gibi bir yeride kafes niyetine kullanabilirsiniz. Bu iş için mutfak en uygunlarından biridir. Mutfağın veya banyonun bir kısmına yukarıda anlattığım gibi köpeğin rahatca yatacağı yumuşak bir yer hazırlayın bu yer mutfak veya banyonun bir köşesinde az gidilen bir yerde olursa ve önüde bir dolap veya yukarıda anlattığım gibi bir çanta vs. ile köpeğin geçmemesi için kapatılabilirse daha iyi olur. Köpek bu alanlara yukarıda kafes metodunda anlatıldığı şekilde alıştırılmalıdır. Bu gibi yerlerde köpeğin yattığı yere yakın bir gazete açılarak serilirse ve köpek tuvaletini yapacağı zaman alınıp bu gazetenin üzerine konulursa kısa zamanda tuvaletini buraya yapmasını öğrenir. Gazete köpeğin yattığı yere çok yakın olmamalı, bu nedenle tuvaletini yattığı yere yapıyormuş gibi algılamamalıdır.
Köpek kafeste veya sonradan hazırlanmış bu tür alanlarda geçirdiği süre içinde kendini oyalayabilmeli ve bu yerlere kendi isteğiyle, hoşlandığı için girmelidir. Bunu sağlamakda sizin sabrınız ve pozitif pekiştirme ile olabilir.

CEZALANDIRMA
Ceza istenmeyen davranışı yok etmez. İstenmeyen davranışı; ödülün kaldırılması veya söndürme (extinction) dediğimiz davranışın pekiştirilmemesi sonucu yavaş yavaş unutulması ve yapılmaması yok eder. Ceza istenmeyen bir davranış için uygulandığı zaman geçici bir süre için o davranışı durdurur fakat uzun süreli bir etkisi yoktur. Köpek kısa sürede cezayı verenin yanında cezalandırıldığı davranışı yapmamayı öğrenip cezayı verenin yokluğunda aynı davranışı yapmaya devam etmeyi öğrenecektir. Tuvalet eğitiminde köpeğin evde yalnız olduğu zamanda tuvaletini yapmamasını istediğimizden ceza bu durumda eğitime bir yarar getirmeyecektir.
Sahibi köpeği eğitirken mümkün olduğu kadar köpeğine iyi adam olarak görünmelidir. Cezanın uygulanması bunu engelleyecektir. Tuvalet eğitiminde köpeğin tuvaletini istenilen yerlere yaptığı zaman yeteri kadar ödüllendirip bu davranışı pekiştirilerek, davranış bu alanlarda güçlendirildikten sonra ev içinde yasaklı yerde tam zamanında yakalanan köpek tuvaletini yapmadan engellenmelidir. Bu köpeğe ceza vererek yapılmamalıdır. Yani köpeğinize vurmayın, bağırmayın, azarlamayın sadece köpeğinizi eğer istemediğiniz bir yerde tuvletini yapmaya teşebbüs ederken gördüyseniz onu korkutmadan el çırparak veya köpeğin dikkatini çekecek bir ses çıkararak engellemeye çalışın eğer bunu başarmışsanız ve köpek tuvaletini yapmayı bırakmışsa hemen köpeği bu yerden alarak tuvletini yapması gereke yere götürünüz ve orada yaptığı zaman sevip ödüllendirin. Köpek tuvaletini yapmadan tam yaparken engellenmelidir. Bu zamanlamay çok dikkat edilmelidir. Tuvaletini yapacak köpek eğilerek, biraz da bacaklarını açarak pozisyon alır, tam bu pozisyonda daha tuvaletini yapmamışken engelleyebilirseniz başarılı olursunuz. Köpek tuvaletini yapmaya başladıktan sonra yapcaklarınız etkili olmaz bundan sonra köpeğe mudahale etmek gereksizdir.

TUVALET EĞİTİMİNDE CLICKER KULLANMAK
Cliker yüklenmiş bir köpeği clikerı kullanarak istediğiniz davranışlarını pekiştirebilir, işinizi kolaylaştırabilirsiniz.
Köpek dışarıda istenilen yere çiş veya kakasını yaparken bittiği an clikera basıp ardından yiyeceği verilerek davranışı pekiştirilir. Ev içinde eğer kafes kullanılıyorsa köpeğin kafese alıştırılma aşamasında cliker yararlı olacaktır. Yukarıda anlatıldığı gibi köpeği kafesin içine girmesi için zorlamayın kafesin içerisine atılacak bir oyuncağı takip eden köpek kafesin içine girdiği an clikera basın clikerın sesini duyan köpek yiyeceği bekliyeceğinden arkasından elinizi kafese uzatarak yiyeceğini verin. Bu işlemi defalarca yaptıktan sonra köpek yiyecek almak için kafesin içine kendide girip çıkmaya başlıyacaktır her girişinde clikera basıp yiyeceği verilmelidir. Köpek davranışı yeteri kadar uygulayıp otomatikleştikten sonra artık buna bir cue “yerine” ekleyebilirsiniz. Köpek içeri girmek için kafese doğru giderken tam kafesin önüne geldiği zaman “yerine” denilip içeri girdiği an clikera basılıp yiyeceği verilmelidir. Bu işlemlerde yeteri kadar tekrar edilirse köpek kafesin yanındayken “yerine” denildiği zaman içeri girdiği görülür. Bu durumdada köpek içeri girdiğinde clikera basıp yiyeceği verin. Köpek yiyeceği almak için clik sesinden sonra kafesten çıkmak isteyecek, sizin elinizi arayacaktır. Buna davranış iyice yer edene kadar devam edin. Daha sonra içerde kalış süresini uzatmak için “yerine” dedikten ve köpek içeri girdikten sonra clikera hemen basmayıp 3-5 saniye bekleyin köpekde içeride davranışın bitmesi için clik sesini bekleyecektir. Clikera bastıktan sonra tekrar yiyeceği vererek bu şekilde yaptıklarınıza devam edin ve giderek clickera basma süresini yavaş yavaş uzatın.

Sahibi sabah işe gidip akşam eve gelen ve gün boyunca evde yalnız kalan bir yavru köpeğe tuvalet eğitimi vermek oldukça güçtür. Hatta bazı durumlarda imkansızdır. Böyle yavruların eğitimleri güçleşir ve çok uzun zaman alır. Devamlı gözetim altında bulundurulamayan yavrulara tuvalet eğitimi verilmesi yukarıda anlatıldığı gibi köpeğin yanlış yerlere tuvaletini yapması engellenemeyeceğinden zordur.

YENİ ALDIĞINIZ YAVRU KÖPEĞİNİZE TUVALET EĞİTİMİ VERİLMESİ İÇİN HERHANGİ BİR EĞİTMENE VEYA EĞİTİM YERİNE BAŞVURMAYINIZ. TUVALET EĞİTİMİNİ SİZİN KENDİ EVİNİZDE VERMENİZ GEREKMEKTEDİR. KİMSE SİZİN KÖPEĞİNİZE TUVALET EĞİTİMİ VEREMEZ. SADECE NELER YAPMANIZ GEREKTİĞİNİ SÖYLEYEBİLİRLER. KÖPEĞİN TUVALET ALIŞKANLIĞINI KAZANMASI İÇİN BELLİ BİR SÜREYE GEREKSİNİMİ VARDIR. EĞER HERŞEYİ GEREKTİĞİ GİBİ YAPARSANIZ KÖPEK ZATEN TUVALET ALIŞKANLIĞINI BU ZAMAN SÜRESİNDE KAZANACAKTIR, EĞİTMENİN YAPMASI GEREKEN BİRŞEY YOKTUR. BUNUN İÇİN KÖPEĞİNİZİ BİR EĞİTİM YERİNE GÖNDERMENİZ BOŞUNA PARANIZIN HARCANMASINA VE KÖPEĞİNİZİN GEREKSİZ YERE EVDEN AYRILIP STRESE GİRMESİNE NEDEN OLACAKTIR.

SABAH İŞE GİDİP AKŞAM GELİYORSANIZ, KÖPEK İLE EVDE İLGİLENECEK BİRİSİ YOKSA KÖPEĞİNİZİN TUVALET ALIŞKANLIĞINI KAZANMASI UZUN SÜRECEK BELKİDE HİÇ OLMAYACAKTIR. SİZ DE BOŞ YERE EĞİTMEN EĞİTMEN DOLAŞARAK DERDİNİZE ÇARE ARAYACAK VE BULAMAYACAKSINIZ.

KEDİ VE KÖPEKLERDE ZEHİRLENME

Ekleyen: Derya KILIÇOĞLU  :  Katagori: Genel, Kedi, Köpek

Kedi ve köpek gibi evcil hayvanların zehirlenmeleri dikkatsizlik sonucu olmaktadır. Evlerin temizliğinde kullanılan kimyasal içerikli sıvılar, fare,böcekler gibi haşerelerin ilaçlanmasındaki kullanılan zehirler,kokuşmuş gıdalar ve bekletilen çöpler zehirlenmelere sebep olmaktadır. Yaz aylarında ormanlık, otlu,çalılı arazide yenen bir bitki veya yılan sokması da nedenlerden sayılabilir. Genellikle av köpeklerinde yılan zehirlenmesi sıklıkla görülür. Fabrikalarda, işyerlerinde fare mücadelesinde kullanılan palet şeklindeki fare zehirlerinin köpekler tarafından yenilmesinden. Zehirlenerek ölmüş bir farenin kediler tarafından yenmesi. Bazı belediyelerin ve bazı sadist kişilerin kedi ve köpeklere zehirli et veya gıda maddesi vermeleri.   Kedi ve köpeklerdeki zehirlenme olayının öncelikle tanımlanması gerekmektedir. Zehirlenmenin tanınabilmesi şu koşullarla olanaklıdır. 1)Zehirin hayvan tarafından alındığının görülmüş olması. 2)Zehirin saptanmiş olması. 3)Belirgin bir şekilde zehirlenmeyle ilgili klinik semptomlar gözlenmeli. 4)Hayvanın yediği yiyecek ve kaplarındaki artıklar toksikolojik muayeneye gönderilmelidir.   Kedi ve köpekler zehirlerin birçok muhtemel kaynağı vardır. Bunlar: İçerideki ve dışarıdaki birçok bitki.   Doktor reçetesiyle verilen birçok ilaçlar, bunlar hayvanlar için yazılıp yanlış miktarda verilmiş olabilir veya evdeki başka birine ait olup kazara hayvan tarafından yenebilir.   Temizlik sıvıları, antifriz, sıçan veya fare yemi karınca yemi ve diğer haşere ilaçları, bitki ilaçları kurşun bazlı boya ve kurutulmuş çiçek karışımı içeren ev kimyasalları.   Aketaminopen, aspirin veya ibrofen , parasetamol gibi reçetesiz ilaçlar.Özellikle kediler aspirine karşı aşırı duyarlılık gösterirler.   Pire tozları, spreyler şampuanlar ve antiparaziter solüsyonlar gibi güncel ürünler.   Karbon monoksit gibi solunan ürünler.   Çikolata ve küflenmiş peyniri içeren ev yiyecekleri.   Esrar, kokain, amfetamin ve alkol gibi ilaçlar.   ZEHİRLENME NEDENLERİ   Kazara yutma. Hayvana kötü muamele.Öldürme amaçlı zehirleme. İçeriğini anlamadan hayvana uygun olmaya ilaç verme.İnsanlara iyi geldiği düşünülüp,hayvanlara verilmesi. Çikolata ve küflü peynir gibi hayvana zehirli olacak yiyecekler yeme. Çöp yeme. Fare gibi zararlılara karşı kullanılan yemleri yeme. Yılan ,akrep sokması.   Veterinere danışmadan asla hayvana retçesin ilaç vermeyin. İnsanlara özel ’’İbrufen ve akteminopen ,salisilik asit’’ gibi reçetesiz ilaçlar hayvanlar için zehirleyici olur.   ZEHİRLENME BELİRTİLERİ   Zehirler yenebilir, solunabilir veya deri yoluyla emilebilir. Zehirlenmenin belirtileri hemen görülebilir, saatler ya da günlerde alabilir. Kusma veya ishal (kan ya da yutulan zehirden parçalar bulunur veya bulunmaz). Felçler veya aşırı heyecan, titreme, depresyon, uyuşukluluk veya koma gibi diğer anormal zihinsel süreçler/ durumlar. Salya akıtma (ağızda sulanma veya köpürme) Şişmiş, kızarmış, tahriş olmuş deri ya da gözler. Ağızda yaralar, dudakların veya derini yanması. Ağız ayda anüsten kan gelmesi veya herhangi bir vücut çürüğü. Eve ya da bahçeye çiçek almadan önce hayvanlar için zehirleyici olan ve olmayan bitkileri veterinerinize sorun. Zararsızlığında emin olmadıkça her bitkinin zararlı olabileceğini fark edin.   ZEHİRLENMEDE İLK YARDIM   1-Mukoza zar rengini kontrol edin . Belli zehirler renkte belli değişikliklere yol açar. Örneğin, kediler de akataminopen zehirlenmesi kahverengi mukoza zarı rengine yol açar ve parlak kırmızı mukoza zarı rengi karbon monoksit zehirlenmelerinde oluşur. 2-Kılcal geri doldurma zamanını kontrol edin. 4-Hayvanın zihinsel durumunu kontrol edin, felçler, artmış heyecan, düzensizlik, depresyon veya komanın olup olmadığına bakın. 5-Veterinerinize veya veteriner acil durum kliniğini arayın. Mümkünse aşağıdaki bilgileri hazırda bulundurun. Zehİrin gerçek adı.(Zehirin prospektüsünü saklayın.) Hayvanın ne kadar yediği ya da maruz kaldığı. Maruz kalma veya yutma ne kadar önce oluştuğu. Hayvanın hayat belirtileri (Isı, kalp oranı, soluma oranı, kılcal geri doldurma süreci, mukoza zarı rengi). Hayvanın tahmini ağırlığı.   GÜNCEL ZEHİRLER   1-Veterinerinizi veya veteriner fakültesinin farmakolaji bölümünden zehirler hakkında bilgi almak için ayrın . 2-hayvanı bol suyla yıkayın. Hayvanınız pire ürünlerine reaksiyon gösteriyorsa yumuşak bir sabun veya bebek şampuanı kullanılabilir. Yağ bazlı zehirler (petrol ürünleri gibi) için bulaşık yıkama sıvıları kullanın. Su zehiri harekete geçirebileceğinden hayvanı ıslatmadan önce veterinerinizi arayın. 3-Zehir gözdeyse gözü bol miktar su veya steril göz losyonuyla temizleyin.   SOLUNAN ZEHİRLER: Karbon monoksit gibi gazlar zehirlenmelere yol açabilir 1-Mümkün oldukça çabuk şekilli hayvanı temiz havaya çıkarın. 2-İhtiyaç halinde suni solunum uygulayın . 3-Şoku kontrol edin.   YUTULAN ZEHİRLER: Kusturmak uygun olabilir ama bir veterinerinizle konuşmadan kusturmayın. Bazıyakıcı maddelerle süt uygulamak uygun olabilir, ama bu duruma göre karar verilmelidir.Halk arasında yoğurt yedirmekte yaygındır.Yoğurt bazı zehirlerin emilimini engellemektedir. Veteriner hekimin yardımına başvurun. Aşağıdaki durumlarda hayvanı kusturmaya çalışmayın: Hayvan nefes alma güçlüğü çekiyor. Hayvan gergin, alışılmadık şekilde heyecanlı ya da nöbet geçiriyorsa. Hayvan bilinçsizse. Zehir şüpheli veya yakıcı bir madde (lavabo açıcı gibi), bir asit(pildeki gibi) veya petrol bazlı bir üründür. Hayvanın kalp oranı çok düşüktür . Yenen nesne keskin ya da sivri uçlu ise. Önceden bir şişme varsa . Bir zehir kutusunun üstünde kusturmayın yazıyorsa.   NASIL KUSTURULUR? Veterineriniz öneriyorsa ağız yoluyla evdeki hidrojen peroksit (%3 miktarında ) verebilirsiniz. Yani vücut ağırlığının her 500 gr ‘mı için bir çay kaşığı, veterinere giderken 3 kereye kadar her 15–20 dakikada bir uygulanabilir. Köpeğinizin ne yediğinden emin değilseniz, kusmuğu hastaneye götürün maddenin ne olduğunu biliyorsanız kusmuk ve zehrin olduğu kabı alın her tür zehirlenme olayında hayvanınızı mümkün olduğunca çabuk veterinere götürün. Kusturamıyorsanız, hayvanın midesinin pompalanmaya ihtiyacı olabilir. Yutma bir süre önce olmuş ve zehir zaten kısmen emilmişse daha fazla emilmeyi engelleme çabalarıgerekli olacaktır, buna hayvana tıbbi kömür vermek de dâhil olabilir. Birkaç zehrin panzehiri vardı. Panzehiri belirlemek için veteriner hayvanın ne yediğini bilmelidir.

KÖPEKLERDE KALÇA ÇIKIKLIĞI

Ekleyen: Derya KILIÇOĞLU  :  Katagori: Köpek

KÖPEKLERDE KALÇA ÇIKIĞI ( Kalça Displazisi )
*Kalça displazisi coxa-femoral eklemde görülen ve stabilize bozukluğu oluşturan bir gelişim anomalisidir. 

*Bu hastalıkta coxa-femoral eklemdeki anomali, caput femoris’in acetabulum’a tam uyumunu engeller. Yürüyüşte görülen bozukluk bunun tipik belirtisidir.

*Greyhound ırkının dışında bütün köpek ırklarında görülebilir. Daha çok büyük boy ve ağırlığı 10 kg’ ın üzerinde olan köpek ırklarında özellikle Alman, Belçika ve Pyrene kurt köpekleri, Boxer, Rotweilller, Golden ve Labrador retriever ırkı köpeklerde daha fazla rastlanır. Az da olsa Doberman ırkında da kalça displazisine rastlanmaktadır.

Hastalığın Sebebi

*Bir faktöre vaya birbiri ile ilgisi olan sayısız faktöre bağlı olabilir. Daha çok kalıtımsal bir meyil vardır. Genlerin çok önemli bir role sahip olduklarını bilmemize rağmen, çevresel faktörlerin ,beslenme ve diyetin de etkisi bilinmektedir. Hastalığın oluşmasında cinsiyetin herhangi bir etkisi olmamasına karşın, hayvanın ağırlığının rolü bulunduğu görüşü hakimdir.

*Kalçadaki pelvis kaslarının gelişim anomalileri ve eklem gevşekliğide esas nedenler arasındadır.

*Bu hastalıkta coxa-femoral eklemdeki anomali, caput femoris’in acetabulum’a tam uyumunu engeller. Yürüyüşte görülen bozukluk bunun tipik belirtisidir. Zaman içinde mikro travmalar kemik ve çevresindeki yumuşak dokularda tahribat yapabilir.

Hastalığın Belirtileri

*Genç köpekler yattıkları yerden kalkmakta isteksiz davranırlar. Yürüyüş ve koşmalarda çabuk yorulurlar. Yürüyüşte arka bacaklar sallantılıdır. Oturuşta ise asimetri gözlenir. Rahatsız edici ağrıya bağlı olarak huy değişikliği görülür. İlerlemiş olgularda kalça ekleminde oluşabilecek çıkık, elle muayenede kolayca tesbit edilir.

*Yaşı ilerlemiş olan köpeklerde belirtiler dikkat çekici şekilde artmıştır. Hayvanın hareketleri güçleşir ve isteksizdir. “tavşan yürüyüşü” diye tanımlanan tablo gözlenir.

Hastalığın Tanısı

*Özellikle bir yaşın üzerindeki köpeklerde kesin tanıya varılır. Olguların % 90′ ında lezyonlar bilateral olarak şekillenir.

*Hastalığın teşhisi klinik belirtilerin yanında genellikle röntgen bazında konur. Bir yaşından küçük olan köpeklerde normal veya biraz anormal kalça arasında ayrım güç olduğundan tanı zordur.

*Displazik olgularda, acetabulum normale oranla derinliği kaybolmuştur.Caput femorisler yassılaşmış ve dolayısıyla acetabulumla tam bir uyum içinde değildir ve eklemlerde dejeneratif bozukluklara rastlanması tanıyı kolaylaştırır.

Hastalığın Tedavisi

*Kesin bir tedavisi olmamasına karşın medikal ve cerrahi yöntemler uygulanmaktadır.

*Kortizon, Vit E, Vit C ve selenyum gibi ilaçlarla semptomatik sağaltım denemeleri dışında henüz medikal bir tedavi şekli yoktur. Medikal tedavide amaç hastanın daha fazla ağrı duymasını engellemek esasına dayanır.

*Konservatif olarak ısı, masaj ve mikro-dalga gibi fiyoterapötik girişimler ile hayvanın kilo almasını önleyecek diyet uygulamaları düşünülebilir.

*Son yıllarda acupunctur uygulamaları da kalça displazisinin tedavisinde denenmektedir. Bu yöntemden beklenecek husus bazı kalça ağrılarının hafifletmekten öteye geçmez.

*Semptomatik tedaviye yanıt vermeyen olgularda operatif tedavi yöntemlerine başvurulur.

*Cerrahi tedaviler kas veya sinir değiştirme, ya da tüm kalçanın değiştirilmesi arasında değişir. En yaygın cerrahi yöntem, suni eklem kesme diye adlandırılır ve mafsalın kalça kemiğinden uzaklaştırılmasını kapsar. Kalçadaki kemikten kemiğe teması yok ettiği için displaziye bağlı olarak gelişen ağrıyı ortadan kaldırır.